SOSYAL BAKIM
HİZMETLERİNDE BAKIM PLÂNLARI ve KAYITLARI
Plânlama çerçevesinde bakım ile ilgili
ihtiyacın derecesi ve boyutu belirlenmektedir. Bakım yoğunluğu ve
şiddeti, genelde kişinin sağlık durumu, potansiyeli, kabiliyeti ve
alışkanlıkları ile yakından ilgilidir. Bakıma muhtaçlığın boyutunun ve
bakım ihtiyacının derecesinin tespiti ile kişiye özgü bakım plânının ve
önceliklerinin belirlenmesi de mümkün olmaktadır. Hedef, bakıcının,
bakıma muhtaç kişinin ve aile fertlerinin bakım hizmetlerinden
umduklarını, yani ortak beklentilerini hayata başarılı bir şekilde
geçirebilmektir.
Ortak hedef, bakıma muhtaç kişinin
beklentileri ile birlikte belirlenmektedir. Ancak, bakım hedefi
belirlenirken, gerçekçi bir şekilde bakıma muhtaç kişinin durumu ve
potansiyelinin yanında ve bakım hizmetlerinin personel, kurumsal ve
örgütsel yapısı ve imkânları da dikkate alınması zaruridir. Formüle
edilen hedef, ulaşılabilir ve denetlenebilir özelliklere sahip olması
gerekmektedir.
Fiechter ve Meier’e (1981) göre,
hedeflerin, kısmî ve uzun dönemli olarak iki kısma sınıflandırılmasında
fayda görülmektedir. Daha kısa sürelere göre belirlenen kısmî hedefte
küçük başarıların elde edilmesi amaçlanmaktadır. Burada bakıma muhtaç
kişinin kısa sürede gösterebileceği performansı önem arz etmektedir.
Uzun dönemli hedefte ise bakıma muhtaç kişiye odaklı aktif bakım
hizmetlerinin plânı yapılmaktadır.
Plân çerçevesinde bakım ile ilgili
olarak yapılması gereken tedbir ve fiiller, somut olarak formüle
edilmesi şarttır. Uygulamaların niteliği, kalitesi, şekli ve süreleri
ile ilgili ayrıntılar, kısa ve-fakat herkesin anlayacağı dilde ifade
edilmesi gerekmektedir (ne, nasıl, ne ile, ne zaman, kaç kez ?).
Mischo-Kelling und Zeidler’e (1992)
göre, bakım uygulamaları; teknik (bakım ile ilgili) kabiliyet, iletişim
ve sosyal diyalog becerisi, bakıma muhtaç kişinin eğitimi, rehberlik
hizmeti ve işin organizasyonundan ibarettir.
Standart veya kişiye
özel (bireysel) bakım plânları, gerek süreç, gerekse sonuç kalitesi
açısından sosyal bakım hizmetlerinin genel kalitesini sağlayan önemli
araçlardan birisidir. Bakım plânlarının hazırlanmasında başta bakıma
muhtaç kişiden elde edilen bilgilerin yanında akraba ve tanıdıkların
görüşleri ve ifadeleri önemli bir yer almaktadır. Bu bilgilerden yola
çıkarak, bakım plânı hazırlanmaktadır. Daha sonra bakıma muhtaç kişinin
sorun ve potansiyelleri doğrulturunda konulan teşhisler ekseninde bakım
hedefleri belirlenmektedir. Bakım sürecine ve hedeflerin tespitine
bakıma muhtaç kişinin de aktif olarak katılımı sağlanmalıdır. Plâna göre
uygulanan bakım hizmetlerinin etkinliğinin gidişatına göre bakım plânı,
kişiye odaklı olarak sürekli olarak yenilenmelidir. Bunun için de uzman
bakıcı, bakım akışını ve etkinliğini tâkip edebilmelidir.
Bakım tutanakları ve
çizelgeler, bu hususta uzman bakıcıya yardımcı olmaktadır. Uzman bakıcı,
iç ve dış denetimlerden yetkili kişilere hesap verebilmek için de,
yaptığı hizmetleri ve diğer işlemleri sürekli olarak bakım dosyalarına
kaydetmek mecburiyetindedir. Diğer taraftan sonuç kalitesi açısından da
bakım süreci içinde uygulanan yapılan bütün faaliyetlerin yazıya
dökülmesi gerekmektedir. İfade edildiği gibi, bakım kayıtları, hem iç,
hem de dış denetim için önemli bir kaynaktır. Bunun için, bakım
kayıtları, bakıma muhtaç kişinin geçmiş ve aktüel durumunu olduğu gibi
yansıtabilmelidir. Uzman bakıcılar, kayıt maltında tuttukları
faaliyetlerini ara sıra gözden geçirerek ve bakım hedefleri ile
uygulanan bakım hizmetleri arasındaki mesafeyi tespit ederek, bakım
plânını revize etme şansına sahip olabilmektedirler. Diğer taraftan,
bakım güvencesinden veya kalitesinden sorumlu resmî yetkililer
(deneticiler) de tutulan kayıtlardan bakım tâkip ve kontrolü
yapabilmektedirler.
Gerek sağlıklı bir
denetimin yapılabilmesi, gerekse bakım alanında asgarî standart
seviyesinde bir kaliteyi gerçekleştirebilmek için, bakım tâkip form
ve(ya) çizelgelerin de belirli esaslara göre hazırlanması gerekmektedir.
Bakım hizmetlerinde kavram karmaşıklığına ve dolayısıyla anlaşmazlıklara
ve değerlendirme sıkıntılarına yol açmamak için, bakım mesleğinde dil
birliğinin yanında hizmet anlayışı ve uygulamalarında da ortak
stratejilerin geliştirilmesi zaruridir.
Bakıma muhtaçlara yönelik bakım
modelleri kapsamında ilk etapta faaliyetlerinin başlatılması, daha sonra
hedef ve tedbirlerin belirlenmesi gerekmektedir. Bakım plânına göre
atılan adımların birbirleriyle ilişkisi aşağıdaki sıraya göredir:
1. Adım:
Bakıma Muhtaç Kişi Hakkında Sorun Ve Potansiyelleri Ekseninde Bilgi
Toplama, Yani Kişiye Odaklı Bilgi Edinme Ve Değerlendirme Süreci
(Assesment).
2. Adım:
Bakım Teşhislerinin
Konulması.
3. Adım:
Bakım Hedeflerinin Belirlenmesi.
4. Adım:
Bakım Standartlarına Uygun Tedbir ve Uygulamaların (Bakım Hizmet
Programının) Belirlenmesi.
5. Adım:
Bakım Hizmet Programının Aktif Olarak Uygulanması.
6. Adım:
Uygulanan Bakım Hizmetlerinin
Etkinliğinin Değerlendirilmesi.
7. Adım:
Etkinlik Neticelerine Göre, Bakım Plânının (Yeniden) Gözden
Geçirilmesi ve Gerektiğinde Yeni Şartlara Uygun Olarak Adapte Edilmesi
(ve Buna Binaen İkinci Adımdan İtibaren İşlemlerin Tekrarlanarak, Revize
Edilmesi).
Bakım Plânı
Çerçevesinde Bakım Süreçleri ve Adımları
Bakım süreçleri ile ilgili olarak,
birçok tanım ve açıklama vardır. Örneğin:
·
Bakım süreci, ilk önce hastalar
için yapılmıştır. Buna göre hasta bakım süreci, müteselsil olarak bir
kaç mantıkî ve birbirleriyle bağlantılı düşünce, karar ve uygulama
adımlarından ibarettir. Bütün bu adımlar, çözüm odaklı olarak bir hedefe
yöneliktir. Bakım sistemi, değerlendirme ve yeniden ayarlanma
süreçlerini ihtiva eden geri bildirimli (feed back) model üzerine bina
edilmiştir.
·
Hasta bakım süreci, her bir
hastaya yönelik mantıkî ve sistemli bir yaklaşımla uygulanan bütüncül
bir bakımdır.
Bakım sürecinin ortaya çıkmasında
etkili olan temel görüşler, aslında sistem teorisi, kibernetik
ve karar alma teorisi gibi nazariyelerden ve bilim dallarından
alınmıştır. Bakım süreçlerinin temel dayanakları olan bu teorileri
kısaca hatırlayalım:
a)
Sistem teorisi,
biyolog Ludwig von Bertalanffy tarafından geliştirilmiştir. Buna göre,
gerek canlılar, gerekse cansızlar için oluşturulan herhangi bir sistemde
yer alan unsurlar, sürekli olarak etkileşim içindedirler. Ancak, yaşayan
varlıklar, yüksek derecede girift bir sistemin parçası olduğunu
belirtmek gerekir. Açık bir sistem içinde yer alan canlı varlıklar,
iletişim yoluyla bilgiler elde eder, değerlendirir ve çevresine aktarır.
Geri bildirim (beslenme) mekanizması (feed back) sâyesinde elde edilen
netice, ulaşılması istenilen hedefle kıyaslanır ve elde edilen yeni
bulgular, sisteme tekrar dâhil edilir. Bu şekilde, sürekli olarak
çevreye uyum sağlanabilmektedir.
b)
Yunanca “kybernetes”
(dümenci) kelimesinden türeyen kibernetik kavramı ise, birbirleriyle
bağlantılı olan, iç içe girmiş süreçlerin bilinmesini, tâkip edilmesini,
idare edilmesini ve müstakil olarak düzenlenip sürdürülebilir bir
şekilde yönetimini ifade etmektedir.
c)
Sorun çözme teorileri ve
özellikle davranışçı sosyal bilim anlayışı çerçevesinde değerlendirilen
karar alam teorisinde belirli veya birden fazla hedefi gerçekleştirmek
için, çeşitli tercihler ve alternatifler arasından seçim yapılmaktadır.
Seçim yapma ve neticede karar alma sürecinde ise dört safha
bulunmaktadır: 1.) Bilgilenme safhası. 2.) Sorun safhası. 3.) Tercih ve
alternatifler safhası. 4.) Değerlendirme ve karar alma safhası. Karar
almada, hedefe ulaştırabilecek alternatifler arasından en makbulü veya
makulü tercih edilmektedir. Hedef doğrultusunda arzu edilen değişimin
gerçekleşip geçekleşmediği, eski ve yeni durumu kıyaslamakla mümkün
olmaktadır.
Bakım hizmetlerini, bakım plânı
kapsamında bir süreç olarak değerlendirme fikri, bir çok gerekçe veya
sebepten dolayı ortaya çıkmıştır. Bir kaç örnek vermek gerekirse:
a)
Bakıma muhtaç insanların fizikî
ve psiko-sosyal sorunlarını belirleme ve bu sorunların giderilmesinde
kişiye yardımcı olma gereği.
b)
Bakım hizmetlerinin bilimsel
(akademik) boyutunu belirleme ve pratik etkinliğini ortaya çıkartma
gereği.
c)
Bir sosyal meslek olarak
(profesyonel) bakıcı uzmanların hukukî statülerini ve sosyal haklarını
belirleme ve müstakil bir bilim ve meslek dalı olarak kabul ettirme
gereği.
Bakım ile ilgili bütün bu beklentiler
ve talepler, bakım hizmetlerinin önemini ve bu alandaki çalışmaların
sayısını artırmıştır. Özellikle, bakım hizmetlerinin kalitesini ve
etkinliğini artırmak maksadıyla, bakım süreçlerinin plânlanabilir ve
denetlenebilir hâle getirilmesine yönelik çalışmalar, dikkat çekicidir.
Avrupa’da özellikle İsviçreli bilim
adamları Fiechter ve Meier, 1981 yılında, bu konuya yer veren bir kitap
yazarlar. "Pflegeplanung: eine Anleitung für die Praxis" (Bakım Plânı:
Uygulama İçin Bir Rehberlik) isimli eserde, sistemli olarak geliştirilen
hasta odaklı bakım plânının aslında hasta bakımı süreci olduğu ifade
edilmektedir.
Almanya’da 70’li ve özellikle 80’li
yıllarda bakım plânı üzerinde teorik ve akademik çalışmalar yapılmıştır.
Bu çerçevede 1985 yılında “Hasta Bakıcılığı İle İlgili Mesleklerin
Eğitimi ve İmtihanına Ait Yönetmelik” kabul edilmiştir.
Bakım süreçlerine profesyonel
bakıcıların yanında bakıma muhtaçları da dâhil etme gereği, her ne kadar
bakım hizmetlerini aktif hâle getirmekte ise de, bunu gerçekleştirmek
her zaman o kadar kolay olmamaktadır. Krohnwinkel, bundan dolayı 1993
yılında, bakım süreçlerini etkin bir şekilde hayata geçirilebilirliğini
sağlamak maksadıyla AEDL-Modelini geliştirmiştir.
Sosyal bakım hizmetleri ve süreçleri
ile ilgili olarak bakım bilimi literatüründe “dört safhalı” ve “altı
safhalı model” uygulamalarından bahsedilmektedir. Krohwinkel (1993) de,
bakım hizmetlerinin bütünselliği ve rehabilite edilebilirliği açısından
süreçlerinin dört ana parçaya ayrılması gerektiğini ifade etmektedir.
Dünya Sağlık Teşkilatına (WHO) göre,
bakım süreçleri, basamak hâlinde yapılandırılmış bir plândır. “Dört
safhalı model” uygulamasını benimseyen WHO, adımlarını şu şekilde
belirlemektedir:
1.)
Bakım ihtiyacının boyutu ve
derecesini belirlemek için, bakıma muhtaç kişinin özgeçmişi ve durumu
hakkında bilgi edinmek.
2.)
Bakım plânını yapmak.
3.)
Bakım hizmetlerini uygulamak.
4.)
Bakım hizmetlerini
değerlendirmek.
Bu plân dâhilinde ayrıntılı olarak dört
basamaktan-adımdan oluşan kurallı bir devir sistemi geliştirilmiştir.
Böylece, bakım hizmetleri, plânlı ve programlı olarak belirli süreçlere
entegre edilmektedir. Gelişigüzel bakım hizmetlerinden ziyâde nitelikli
sosyal bakım hizmetlerinin sağlanması bu şekilde gerçekleşmektedir.
Kurallı devir sürecine bakıma muhtaç kişi ile ilgili bilgi toplama ve
teşhis koyma gibi işlemler de bütünüyle entegre edilmektedir. Bakım
süreci boyunca plâna uygun olarak yapılan-yapılması gereken bütün
işlemler, bakım tutanağına kaydedilmektedir.
Belirlenen süreçlerin her birisinin
süresi, yoğunluğu, etkinliği ve sıralaması, kişiye göre
değişebilmektedir. Bazen süreçler birbirine de girebilmektedir.
Dolayısıyla, bakım hizmetlerinde etkinlik, modellerde dile getirilen
süreçlerin mahiyetinin iyi bilinmesi ve kişiye odaklı olarak kaliteli
bir şekilde hayata geçirilmesine bağlıdır.
Dünya Sağlık Teşkilatı tarafından
benimsenen “dört safhalı bakım modeli”nin ilk safhasını oluşturan bilgi
toplama sürecinde, değişik yöntemlerle bakıma muhtaç kişinin
psiko-sosyal sorunları, ihtiyaçları, becerileri, istekleri ve
potansiyeli belirlenmektedir. Sohbet ve muhabbet havası içinde yapılan
bir ön görüşme çerçevesinde bakıma muhtaç kişinin özgeçmişi hakkında
yeterli bilgi edinilebileceği gibi, bakıma muhtaç kişi ve bakıcı
arasında da sağlam bir güven ortamının tesisi de mümkündür. Kişinin
şahsî yapısı ve bakıma konu olan hastalık veya sakatlık hakkında yeteri
derecede bilgi edinmeden yapılan bakım hizmetlerinin etkinliği de
yetersiz kalacağı açıktır.
Juchli, Fiechter ve Meier, Rath ve
Biesenthal ise “altı safhalı model” uygulamasından yana ağırlığını
koymaktadır. “Altı safhalı model” uygulamasında tâkip edilmesi gereken
adımlar şunlardır.
1.)
Bakıma muhtaç kişi hakkında
bilgi toplamak.
2.)
Sorunları tespit etmek ve
kişinin potansiyelini belirlemek.
3.)
Bakım hedefini tespit etmek.
4.)
Bakım uygulamaları ile ilgili
tedbirleri plânlamak.
5.)
Bakım hizmetlerini uygulamak.
6.)
Bakım hizmetlerinin etkinliğini
değerlendirmek ve gerekirse yeniden yapılandırmak.
Bakım süreci kapsamında yapılması
gerekenleri daha iyi anlayabilmek için, biz bu çalışmamızda altıncı
adımı ikiye bölerek, yediye çıkarttık. Yedi adımı, somut örnekler ışığı
altında, tek tek inceleyelim:
1. Adım:
Bakım süreci, bakım teşhisi hazırlıkları ile başlamaktadır. Bakıma
muhtaç kişi hakkında genel ve özel bilgiler elde edilmekte ve kişinin
biyografisi ortaya çıkartılmaktadır. Bütün bilgiler, kişinin şahsî
durumunu belirlemek için toplanmaktadır. İlk etapta elde edilen
bilgiler, kişinin sorunları ve potansiyelleri açısından belirlenmekte ve
değerlendirilmektedir.
Örn.: a) SORUN ALANI:
Yemek Yemek ve İçmek: Kişi, gıdayı-ekmeği yutacak ve ağzına alabilecek
biçimde kendi başına küçültememektedir. Kişi, kendi gücüyle içecekleri
içememektedir. b) POTANSİYELİ (GÜÇ KAYNAKLARI): Kişi, her çeşit yemeği
ve içeceği kabul etmektedir. Ellerini (sol elini) (kısmen)
kullanabilmektedir.
2. Adım:
Bakıma muhtaçlığa yol açan sorunlar ekseninde bakım teşhislerin
konulması. Kişinin sorunlarının tanımı ve potansiyelinin belirlenmesi
ile bakım teşhisi konulmaktadır.
Örn.: a) BAKIM
TEŞHİSİ: Kendi Kendine Beslenmede Yetersizlik.
3. Adım:
Bakım teşhisleri doğrultusunda bakım hedefleri ve kişinin bakıma
muhtaçlık derecesine göre bakım desteğinin boyutu belirlenmektedir).
Örn.: a) HEDEFLER
(YAPILMASI GEREKENLER): a) Bakıma Muhtaçlık Derecesine (Beslenmede
Yetersizliğin Derecesine) göre Kısmî ya da Tam Destek (kişinin
yedirilmesinde yardımcı olmak veya bütünüyle yedirmek) sağlamak. b)
Günde en az 1.5 litre içecek sunmak.
4. Adım:
Bakım tedbirlerini plânlamak ve somut olarak bakım hizmetlerini
belirlemek. Hedeflere ulaşabilmek için, bakım plânına (tutanaklarına)
mutlak olarak ifa edilmesi gereken en önemli tedbirleri ve uygulamaları
dahil etmek (yazmak) veya daha önceden standart bakım modelleri
çerçevesinde belirli durumlar için belirlenmiş standart bakım tedbir ve
uygulamaları plân kapsamına almak.
Örn.: a) TEDBİRLER
(UYGULAMALAR-BAKIM HİZMETLERİ): Yemekleri hazırlamak, ağza alınabilecek,
çiğnenebilecek ve yutulacak bir şekilde sunmak. İçecekleri, içirtmek.
5. Adım:
Tespit edilen tedbirleri uygulamak (bakım hizmetlerini profesyonelce ifa
etmek) ve plân gereği belirli periyotlarla yapılanları, tutanaklara
imzalı olarak kayda geçirmek suretiyle tescil etmek.
Örn.: a) Hedef ve
tedbirlere uygun bir şekilde kişiye günde dört kez yemek verilmiştir
(İmza-Tarih-Saat).
6. Adım:
Bakım hizmetlerinin etkinliğini ve verimliliğini değerlendirmek
maksadıyla bakım plânını sürekli veya belirli aralıklarla tetkik etmek
(ettirmek), denetlemek (denetlettirmek) ve gerektiğinde plân
değişikliğine gidiş hazırlıkları yapmak.
Örn.: a) Yemek
yedirmede kısmî destek, plânlanan normal süre zarfında
gerçekleşememektedir. Yani, bakım hizmetleri, plânlanandan daha fazla
zaman almaktadır. b) SEBEP: Kişinin potansiyeli, aktif bakım
hizmetlerine rağmen tedricî olarak azalmıştır veya zamanlama yanlış
yapılmıştır. c) ÇARE-ÇÖZÜM-SONUÇ: Kişiye, aynı bakım hizmetleri (kısmî
destek) kapsamında ya daha uzun zaman ayrılmalı, ya da plânlanan zaman
sınırları içinde tam destek
sağlanmalıdır.
7. Adım:
Kişi veya bakım ile ilgili yeni önemli bilgilerin elde edilmesi, kişinin
durumunda önemli bir değişikliğin olması veya bakım plânında ciddî
sapmaların meydana gelmesi durumunda bakım plânını, yeniden gözden
geçirmek ve yeni şartlara uygun olarak yapılandırmak.
Örn.: a) Kişinin
fizikî potansiyeli gittikçe gerilediğinden (bakıma muhtaçlık derecesi
arttığından) ve plânlanan zamanın dışını çıkılmak istenmediğinden kısmı
destek, tam desteğe dönüştürülmüştür.
Bakım Plânının
Uygulanmasında Aranan Şartlar
Bakım süreçlerini (adımlarını) pratik
hayata aktarabilmek için, bazı şartların yerine getirilmesi
gerekmektedir. Bunların başında “bakım rehberi” (Pflegeleitbild), “bakım
alanlarının organizasyonu ve yapısı” (Organisation und Struktur des
Pflegebereichs) ve “bakım tutanakları” (Pflegedokumentation) gibi
şartlar veya çalışmalar gelmektedir.
·
Bakım Rehberi: Bakım rehberinde,
bakıcı kişi açısından bakım alanına yönelik değer ve hedeflerin
somutlaştırılması öngörülmektedir. Bakım rehberi, günlük bakım
faaliyetlerinin önceliklerini belirlemek için, önemli bir zemin
oluşturmaktadır. Böylece, plânlama aşamasında dahî gerçekçi hedeflerin
belirlenmesi sağlanmaktadır.
·
Bakım Organizasyonu: Bakım
alanlarının organizasyonu ve yapısı çalışmasında, ilk etapta bakım
alanlarının doğru olarak belirlenmesi gerekmektedir. Burada, bakım
hizmetlerinde kim, hangi işi üstlenmelidir sorusuna cevap aranmaktadır.
Örneğin uzman bakıcıların ilgi ve hizmet alanı, bakıma muhtaç kişilere
yöneliktir ve bakım ile direkt ilgisi olmayan işlerde (ev hizmetlerinde,
psikolojik danışmanlık hizmetlerinde vb.) yer almaları da bakım
hizmetlerinde etkinlik açısından isabetli değildir. Bu gibi hizmetler
için, ara elemanlar veya gönüllüler istihdam edilmelidir.
·
Bakım Tutanakları: Bakım
tutanakları, bakım süreçlerinin hizmetinde kullanılan bir araçtır.
Yukarıda izah edilen her bir süreçte yapılan işlemler, yazılı olarak bir
tutanakta toplanmalıdır. Krohwinkel’e (1993) göre, bakım tutanakları,
inter-disipliner işbirliğinin sağlanması açısından vazgeçilmez bir
yöntemdir. Bunun yanında, yapılan işlemlerin kayıt altına alınmak
sûretiyle, bakım hizmetlerinin tâkibi, denetimi ve ispatı da mümkün
olmaktadır. Bakım akışı içinde edinilen bilgilerin yazıya dökülmesi ve
değerlendirilmesi ile özellikle bakım plânının yeniden düzenlenmesi ve
uygulamaların isabetli bir şekilde yeniden yapılandırılması
kolaylaşmaktadır. İşletmecilik ve hukukî davalar açısından da bakım
tutanakları önem arz etmektedir.
Bunun
yanında aşağıda sıralanan faktörler de, bakım plânının etkin bir şekilde
uygulanabilirliğini temin etmektedir:
·
Uygun, işleyen, etkin kurumsal ve organizasyonel yapı.
·
Bakım modeli ekseninde bakım derecesinin tespiti
·
Uzman bakıcıların ve bakıma muhtaç kişilerin motivasyonu ve azmi.
·
Bakım ile ilgili temel bilgi, tecrübe birikimi ve optimal müdahale
biçimi.
·
Kalite odaklı bakımın bütün temel şartlarını oluşturan standartlar
(Yapı, süreç ve sonuca dönük).
·
Bakım
hedeflerinin denetimi.
Bakım Plânının
Birinci Adımı: Bilgi Toplama ve Bakıma Muhtaç Kişi İle İlk Görüşme
Bilgi edinme
kaynakları içinde ilk plânda
bakıma muhtaç kişi gelmektedir. Ancak, bakıma muhtaç kişinin akrabaları
veya tanıdıkları, kişi ile daha önceden ilgilenmiş olan uzman personel
(hekimler, bakıcılar vb.), kişi ile ilgili belge ve raporlar ve bakım
uzmanın yaptığı konuşmalardan elde edilen izlenimler, bilgi edinme
sürecinde önemli rol oynamaktadır.
Uygulamada uzman
bakıcı, bakım plânı hazırlamadan önce genelde muhataplarıyla (bakıma
muhtaç kişi, bakıcı aile fertlerinden birisi, komşular, tanıdıklar vb.)
bir ön görüşme yapmaktadır. Başta bakıma muhtaç kişi ile teke tek bir
görüşme yapılmaktadır. Bu tanışma çerçevesinde kişi hakkında bilgi
toplanmaktadır. Görüşme, sakin ve samimî bir atmosferde yapılmalı ve
gerektiğinde aile fertlerinden bir iki kişi de bulundurulmalıdır. Kişi
ile yakından ilgisi olmayanların görüşmede yer almamasına dikkat
edilmelidir. Sohbet şeklinde yapılması gereken görüşmede kişinin
biyografisi, alışkanlıkları, temennileri, sıhhî-fizikî durumu,
araç-gereç bağımlılığı, potansiyel güç kaynakları ve mukavemet yapısı
hakkında bilgi toplanmaktadır.
Bilgi edinme, sadece ilk görüşmeden
ibaret değildir. Yeni bilgilerin elde edilmesi, gizli kalmış konuların
gün ışığına çıkarılması ve plânlamaya dâhil edilebilmesi için, bilgi
edinme, sürekli bir sürece tâbi tutulması gerekmektedir. Bilgiler
toplandıkça, bakım ile ilgili sorunların yanında kişi odaklı bakım
önceliğinin de tespiti mümkün olacaktır.
Sorular, açık
ve-fakat yönlendirici olmamalıdır ve bunun için de genel çerçevede
sorulmalıdır; Meselâ, “televizyon seyretmesini sever misiniz ?” yerine
“neler yapmaktan hoşlanırsınız ?” veya “muz yemeği sever misiniz ?”
yerine “en çok neyi yemek istersiniz ?” şeklinde sorulmalıdır. Bakım
faaliyetleri sürecinde de bu tarz görüşmelerin dışında kişi ile sık sık
sohbetler yapılmalıdır. Uzman bakıcı, hem bu görüşmelerden, hem de kendi
gözlem ve değerlendirmelerinden kişinin gerçek durumunu
belirleyebilmelidir.
Kişinin
biyografisinden, yani hayat hikayesi çerçevesinde yaşanan acı-tatlı
olaylardan bakıma muhtaç kişinin şahsî özellikleri, tecrübeleri ve
kişilik yapısı belirlenebilmelidir. Biyografik bilgi bankasında
aşağıdaki verilerin bulunmasında fayda vardır:
1.)
Bakıma muhtaç kişinin aile içindeki yeri, rolü
ve önemi.
2.)
Kişinin sosyal çevresi ile ilişkisi.
3.)
Kişinin hobileri, tecrübeleri, bilgi birikimi
ve yetenekleri.
4.)
Kişinin hayatın dönüm noktasını teşkil
edebilecek mutlu olaylar (doğum, sünnet, okul mezuniyeti, iş başarısı,
evlilik, çocuklar, torunlar vb.).
5.)
Kişinin yaşadığı acı olaylar (boşanma, terör,
savaş, deprem, ölüm, ayrılık, gurbet, hastalık, sakatlık gibi değişik
musibetler vb.).
6.)
Yaşanan acı olayların kalıcı etkileri ve
yansımaları.
7.)
Yaşanan acı olayların üstünden gelebilme
yeteneği ve tekniklerinin varlığı (kişi, sorunlarını tek başına
çözebilmekte midir ?).
8.)
Hayatta başarılanlar ve başarılanamayanlar.
9.)
Bakıma muhtaçlığın kişi üzerindeki etkileri
(kişi, bakıma muhtaçlık durumunu nasıl algılamakta veya
değerlendirmektedir ?)
10.)
Kişinin huzurunu sağlayan faktörlerin
belirlenmesi (Hangi faktörler kişinin mutluluğunu temin etmektedir ?).
11.)
Kişinin huzurunu kaçıran faktörlerin
belirlenmesi (Hangi unsurlar, kişiyi rahatsız etmektedir ?).
12.)
Kendi hayatını bağımsız olarak idame
ettirebilme şansı, imkânı ve yollarının belirlenmesi (Kişi, kendi
kendine nasıl yeterli hâle getirilebilir ?).
Görüşmeler ve
intibalar sâyesinde elde edilen bilgiler, teşhislerin konulmasına ve
bakım hizmetlerinin türlerinin belirlenmesine kaynak teşkil etmektedir.
Kanunî düzenlemelerde genelde bu aşamada bakım desteğinin boyutunun
belirlenmesine yardımcı olan bakıma muhtaçlık derecelendirme tabloları
kullanılmaktadır. Kişinin bakıma muhtaçlık derecesine göre, bakım
ihtiyacının içeriği-boyutu ve somut olarak da uzman bakıcılar tarafından
gerçekleştirilen profesyonel bakım hizmetlerinin yanında maddî bakım
desteğinin miktarı belirlenmektedir.
Bakım İhtiyacı
(Bakıma Muhtaçlık Derecesi) İle İlgili Ön Bilgiler
Mevcut sosyal
güvenlik sistemi içinde bakıma muhtaç kişiye tanınan sosyal haklara göre
sosyal bakım hizmetlerini düzenleyebilmek için, bilgi edinme sürecinde
kişinin bakıma muhtaçlık derecesinin tespiti de yapılması çoğu zaman
gereklidir. Sosyal güvenlik sistemleri, kişilere genelde bakıma
muhtaçlık derecelerine göre değişik derecelerde maddî destekte (bakım
ödeneği) bulunmakta ve(ya) evde aile bireylerince yapılan bakıma destek
sağlayabilmek için, ücretli-ücretsiz haricî profesyonel bakım hizmetleri
sunmaktadır. Bakım muhtaçlık derecesinin tespiti ile ilgili bir çok
kriter ve model mevcuttur.
Bakıma muhtaçlık
derecesinin tespiti, bakım hizmetlerini finanse eden kurum açısından
önem arz etmektedir. Diğer taraftan, kişinin bakıma muhtaçlık derecesi,
bakıma muhtaç kişinin durumunu ve dolayısıyla bakım ihtiyacının boyutunu
gösterdiği için, neyin, nasıl ve hangi yoğunlukla yapılacağının
haritasını gösteren bakım plânının hazırlanmasına da yardımcı
olmaktadır.
Bakım ihtiyaçlarının
boyutu, bakıma muhtaç kişinin bağımlılığı ile yakından ilgilidir. Bakıma
muhtaç kişilere endeksli olarak bağımlılık derecelerini dört ana
kategoriye göre tasnif etmek mümkündür:
1.)
Bağımsız Kişi: Temel
ihtiyaçlarını karşımla veya giderme bakımından kendi kendine yeterli
olan yaşlı, hasta ve(ya) özürlü. Bu kişiler, çoğu kez sürekli olarak
bakıcı bir elemana veya araç-gerece ihtiyaç duymamaktadır.
2.)
Sınırlı Bağımsız Kişi: Bir
veya birden fazla engelden dolayı sınırlı bir şekilde kendi kendine
yeterli olan kişi. Hayatını kolaylaştıran yardımcı araç-gerece ihtiyaç
duyabilir. Bu kişiler, görevlerini yerine getirirken normalden daha
fazla zamana ihtiyaç duymaktadırlar, işlerini zahmetle yerine
getirebilmektedirler. Endişeler, kaygılar ve güvensizlik ortamı engel
sayısını psikolojik olarak artırabilmektedir.
3.)
Kısmen Bağımlı Kişi: Kendi
kendine yeterli olabilme yeteneğini bazı durumlarda ve alanlarda hiçbir
şekilde yerine getiremeyen kişi. Böyle kişiler, bazı fiilleri ancak
kısmen gerçekleştirebilmektedirler, bir çok fiili ise hiçbir sûrette ifa
edememektedirler. Fiillerin tam olarak yerine getirilebilmesi için,
kişinin mutlak anlamda desteklenmesi gerekmektedir. Yardımcı elemanın,
ara sıra veya sürekli olarak hazır bulunmak sûretiyle bakım hizmetleri
sunması ve(ya) ev işlerine yardımcı olması gerekmektedir.
4.)
Bütünüyle Bağımlı Kişi: Kendi
kendine yeterli olma vasfını bütünüyle kaybetmiş, kendi başına hiçbir
sûrette gerekli olan fiilleri ifa edemeyen, ve bundan dolayı da mutlak
anlamda bütünüyle (bütün cepheleriyle) bakıma muhtaç hâle gelmiş kişi.
Böyle bir kişi, hemen her alanda (ev işlerinde, alış verişte, yemek
yapmada ve hazırlamada, temizlik işlerinde, bakım hizmetlerinde vb.) ve
her vakitte (gece-gündüz; 24 saat) bakıcının yardımına, desteğine ve
hizmetine ihtiyaç duymaktadır.
Görüldüğü gibi,
bakıma muhtaçlık derecesi arttıkça bakım ihtiyacının boyutu da o oranda
değişmekle birlikte bakıma muhtaç kişi ile ilgilenmesi gereken bakıcı
aile fertlerinin veya uzman bakıcının bakım sıklığı, yoğunluğu, yükü
ve(ya) külfeti de ciddî boyutta artmaktadır. Örneğin:
1.) Ciddî anlamda
bakıma muhtaç olmayan ve dolayısıyla fizikî yönden bağımsız (yaşlı,
hasta, özürlü) bir kişiye, yönlendirme, rehberlik ve danışmanlık
hizmetleri ile iktifa edilebilir.
2.) Sınırlı bir
şekilde bağımsız olan kişi, gözlem altında tutulmakta ve ihtiyaç anında
kendisine (kısmî) destek sağlanmaktadır.
3.) Kısmen bağımlı
kişiye, kendi başına yerine getiremediği bir çok fiilin ifasına yönelik
tam destek veya kısmen yardım sağlanmaktadır.
4.) Bütünüyle bağımlı
kişiye ise bütün alan ve ihtiyaçlara yönelik sürekli olarak tam yardım
yapılması zaruridir.
Bakıma Muhtaç
Kişinin Potansiyelleri
Bakım teşhislerini,
hedeflerini ve özellikle programlarını belirlemeden önce bakım sorunu
ile birlikte bakıma muhtaç kişinin potansiyelleri, yani bedenî-manevî
güç kaynaklarının da ortaya çıkartılması elzemdir. Potansiyelleri, iç,
dış ve bedensel olarak üç gruba ayırmak mümkündür:
·
İç potansiyel,
kişinin kimlik ve kişilik (şahsiyet) yapısından kaynaklanan manevî güç
kaynaklarıdır (Örn.: azim, gayret, inanç, mukavemet, sabır, şükür vb.).
·
Dış
potansiyel, bakıma muhtaç kişiye çevreden (hariçten) sağlanabilen her
türlü insanî, maddî ve teknik destektir (Örn.: bakıcı aile fertlerinin
varlığı; eşinin bakım kursuna gitmesi ve evde profesyonel bakım
hizmetleri sağlayabilmesi; ev düzeninin ve mimarî yapının kişiye uygun
hâle getirilmesi; araç-gerecin temini ve kullanılması, bakım ödeneğinin
verilmesi, uzman bakıcıların ev ziyaretlerinde bulunmaları vb.).
·
Bedenî
(fizikî) potansiyel, kişide, kısıtlı bile olsa, hareketliliği ve
bağımsızlığı sağlayan mevcut bedensel güçtür.
Kişisel
potansiyeller, kişinin bakım ihtiyacının boyutunu ve dolayısıyla bakıma
muhtaçlık derecesini belirlemektedir. Dolayısıyla genel anlamda
potansiyeller, bakım sorununun çözümlenmesini veya azalmasını sağlayan
kişisel beceri ve imkânlardır. Buna birkaç örnek verelim:
·
Bakıma muhtaç
kişi, parklarda hareket etmeyi ve insanlarla konuşmayı seviyor ve bundan
dolayı da hareket edebilirliğini ve ulaşılabilirliğini sağlayan
araç-gereçleri kullanmasını öğrenmektedir.
·
Evdeki banyo
odasına özürlü dostu duş tesisatı monte edilmiştir.
·
Bakıma muhtaç
kişi, komşularıyla yoğun temas hâlindedir. Komşular, kişi ile yeterince
ilgilenmekte ve bazı ev işlerini görmektedirler.
·
Sosyal
nitelikli bir vakıf, bakıma muhtaç kişiye sürekli olarak nakdî ve aynî
yardımda bulunmaktadır.
·
Kapıcı, bakıma
muhtaç kişinin kaldığı apartman dairesine her gün gazete ve süt
getirmektedir. Ayrıca, kapıcının hanımı, bakıma muhtaç kişinin
çamaşırlarını çok cüzi bir bedel karşılığında yıkamakta ve
ütülemektedir.
·
Bakıma muhtaç
kişiye, belediye aşevinden günde iki öğün sıcak yemek getirilmektedir.
·
Bir üniversite
öğrencisi, bakıma muhtaç kişinin kültürel ihtiyaçlarını karşılamak ve
hikaye kitabından sesli okumak için, gönüllü olarak her hafta sonu ev
ziyaretinde bulunmaktadır.
·
Uzman
bakıcının refakatinde ve gözetiminde bakıma muhtaç kişiye uygun eksersiz
programları uygulanmaktadır.
İç, dış ve bedenî
potansiyellerin oluşmasını ve gelişmesini ve dolayısıyla bakım plânının
etkinliğini de olumsuz yönde etkileyebilen bazı faktörler ise şunlardır:
·
Bakıma muhtaç
kişinin değişen halet-i ruhiyesi, azalan motivasyonu, bakıcı ile
işbirliğini reddetmesi ve(ya) hayata küsmesi.
·
Bakıcı aile
fertlerinin psikolojik ve bedenî yetersizlikleri, bakım sürecine dâhil
edilmelerindeki güçlükler (Örn. bakıcı eşin de yaşlı veya hasta olması).
·
Uzman bakıcı
ile bakıma muhtaç kişi arasındaki psikolojik uyumsuzluk ve anlaşmazlık.
·
Uzman
bakıcının bulunmaması veya mevcut bakıcıların tecrübesiz olmaları.
·
Bakım güvence
sisteminin bulunmaması veya yetersiz olması (Bakıma muhtaç kişilere be
uzman bakıcılara tanınan sosyal hakların yetersiz olması).
·
Evde bakım
hizmetlerinin örgütsel altyapının olması.
·
Kurumsal bakım
hizmetlerinin yetersizliği (Bakım merkezlerinin olmaması).
·
Bakım ekibinin
arasındaki ihtilaflar ve bakım yöntemi ile ilgili görüş ayrılıkları.
·
Bakım
modellerinin ve plânlarının geliştirilmemiş olması.
·
Herhangi bir
okulda sürekli olarak sosyal bakım dersinin okutulmaması ve bakım
hizmetlerinde teorik-pratik bilgi ve tecrübelerin yetersizliği.
·
Bakım
araç-gereç temininde maddî ve bürokratik engellerin bulunması.
·
Yaşanan
mekânların bakıma elverişli olmaması.
·
Eve dönük
fizik tedavi ve koruyucu rehabilitasyon hizmetlerinin bulunmaması.
Bakım Plânının İkinci Adımı: Bakım Teşhislerinin
Konulması
Teşhis, genel anlamda
titiz bir inceleme ve tetkik sonucunda mevcut durumdan yola çıkarak,
verilen bir karardır. Bakım hizmetlerinde teşhisin gerekli olup olmadığı
konusu, aslında hiçbir zaman bir tartışma konusu olmamıştır. Ancak,
neyin, nasıl bir şekilde teşhisinin konulması gerektiği hususunda farklı
görüşler ve yöntemler dile getirilmiştir. Bakım teşhisi kavramı, ilk kez
1953 yılında Amerika’da Virginia Frey tarafından kullanılmıştır. Bakım
teşhisleri ile ilgili çalışmalar, daha sonraki yıllarda kurumsal bir
nitelik kazanmıştır.
Gerek uluslar arası
arenada, gerekse ülkeler çapında bakım teşhisleri ile ilgili yapılan
ayrı ayrı çalışmalar, sosyal bakım bilimine akademik zenginlik
kazandırmaktadır. Bununla birlikte, çalışmalar kapsamında ortaya çıkan
bakıma muhtaçlık riski, bakım modeli, bakım süreçleri ve bakım
teşhisleri gibi temel kavramlar ve uygulamalar ile ilgili farklı tanım,
anlam ve yorumlar da ortaya çıkmaktadır.
Örneğin, 1970’li
yıllardan beri NANDA çatısı altında çalışan akademisyenler ve uzman
bakıcılar, bakım modelleri ile ilgili araştırma ve geliştirme
faaliyetleri sonucunda “Bakım teşhisleri, kişilerin, ailelerin veya
sosyal grupların (birlikteliklerin) sağlık veya hayat süreci ile ilgili
olan gündemdeki veya potansiyel (muhtemel) sorunlarına dönük
reaksiyonlarının (davranışlarının) klinik (tıbbî) değerlendirilmesidir”.
Kısacası bakım
teşhisleri, sebep ve(ya) emareler (işaretler) de içeren bakım sorununun
tahlilidir. Bakım sorunu, çoğu zaman telafisi mümkün olmayan kalıcı bir
hastalık, sakatlık veya ileri yaşlılıktan kaynaklanan fizikî yetersizlik
ve bundan dolayı da başkalarına bağımlılıktır. Tahlil sâyesinde bakıma
muhtaç kişi hakkında elde edilen bilgiler, bakım teşhisini koyabilmenin
temelini oluşturmaktadır. Uzman bakıcılar, genelde bakım sorununu bakıma
muhtaç kişinin zaviyesinden ele almakta ve akabinde sorunun giderilmesi
veya azaltılması yönünde bakım hizmet programının plânlanmasına ve
uygulanmasına gitmektedirler.
Bakım uygulamalarını
gerçekleştirebilmek için, tıpkı sağlık psikolojisinde olduğu gibi, bakım
hizmetleri kapsamında bakıma muhtaç kişinin tutum ve davranışlarının bir
analizine ihtiyaç vardır. Amerika’da bakım teşhisleri kapsamında
kişilerin tutum ve davranışlarının önemi, uzun bir süreden beri
uygulanmakta olan bakım modelleri çerçevesinde anlaşılabilmiştir. Bir
başka ifadeyle, sosyal bakım hizmetlerinin akademik ve bilimsel bir
boyut kazanmasıyla, bakım uygulamaları ekseninde bakım teşhisleri gibi
bir çok gelişme sağlanabilmiştir.
Özellikle Dungen,
Johnson, King, Roy, Neuman, Orem, Rooper ve Rogers gibi Amerikan sosyal
bakım uzmanlarının bu alandaki akademik katkıları sâyesinde bakıma
muhtaç yaşlı, kronik hasta ve özürlülerin bir çok psiko-sosyal sorununun
teşhisi konulabilmiştir. Bakım faaliyetlerinin sosyal hizmetler
kapsamında değerlendirilmesi gereği de, bu sebeplere dayanmaktadır.
Bakıma muhtaçlar, sadece bakıma değil belki bundan daha fazla gerçek
ilgiye, sevgiye ve şefkate de ihtiyaç duyarlar. Bu gerçekten yola
çıkarak, gerek bakım modellerinde, gerekse bakım teşhislerinde temel
bakım hizmetlerinin yanında sosyal diyalog, etkin iletişim, manevî
rehabilitasyon, psiko-sosyal danışmanlık gibi kavramlar-unsurlar
gittikçe ön plâna çıkmaktadır.
NANDA (North American
Nursing Diagnosis Association), bakım teşhislerini bir sistem içinde
düzenlemek maksadıyla “İnsanî Reaksiyon Numunesi” (Beşerî Davranış
Kalıbı) ismi altında bir sınıflandırmaya gitmiştir. Sınıflandırma
sistemi, bakıma muhtaçlığa yol açan değişik hastalık ve sakatlık
türlerine göre oluşturulduğu için, bakım teşhisleri, bakım modellerinden
ve sistemlerinden bağımsız olarak bakıma muhtaç her bir yaşlı, hasta
veya özürlüye uygulanabilmektedir.
NANDA ile sıkı işbirliği halinde olan bir başka kuruluş ise, Uluslar
Arası Bakım Meslek Birliği ‘dir (International Council of Nurses: ICN).
Her iki kuruluş, 1999 yılından beri “Bakımın Uluslar Arası
Sınıflandırılmasına Yönelik Gelişim” adı altında ortak bir proje
çalışması yapmaktadır. Sınıflandırma kapsamında değişik algılama
unsurları, stres seviyesi, değerler ve inançlar da yer almaktadır.
Bakım teşhisleri alanında en ileri tasnif sistemini NANDA
geliştirmiştir. Şimdiye kadar, sürekli olarak değiştirilen, içerik
olarak yenilenen veya sayısal olarak zenginleştirilen 200 civarında
bakım teşhisi bulunmaktadır. Her iki yılda NANDA-konferansında mevcut
bakım teşhisleri gözden geçirilmekte, teşhisi konulmamış alanlar veya
değişik hastalıklardan dolayı ortaya çıkan rahatsızlıklar için, üzerinde
tartışma yapılması ve değerlendirilmesi üzere yeni teklif sunulmaktadır.
Özellikle ileri derecede yaşlılarda görülen bunama ve oryantasyon
bozuklukları gibi rahatsızlıklara yönelik bakım teşhisleri ve bakım
programları henüz tatmin edici bir seviyede geliştirilememiştir.
Netice itibariyle,
bakım süreçlerinin temelini bakım teşhisleri oluşturmaktadır. Bakım
teşhisleri sâyesinde ortak bir meslekî dil kullanılmakta ve bakım
süreçlerinde gerekli olan bakım kayıtları da denetlenebilmektedir. Süreç
ve sonuç kalitesinin hem oluşmasını, hem de ispatını sağlayan bakım
teşhisleri, bakım hizmetlerinin tasvirini, izahını, anlaşılabilirliğini
ve şeffaflığını sağlamaktadır. Bundan dolayı da, bakım teşhisleri,
bakımın daha önceden kaliteyi oluşturmak adına oluşturulan standartlara
uygun bir şekilde yapılıp yapılmadığı tâkip etmek açısından bir denetim
göstergesi veya kaynağıdır.
Bakım hizmetleri ile
ilgili bütün işlemlerin, faaliyetlerin, çalışmaların ve uygulamaların
titiz bir şekilde yapılmalıdır. Bakım hizmetlerinin şeffaf ve
anlaşılabilir bir tasviri olmadan, bu alanda ihtiyaç duyulan ve bakım
hizmetlerinin uygulanabilirliğini sağlayan her türlü kaynağın tespitinin
de yapılması mümkün değildir.
Bakım hizmetleri
çerçevesinde hangi işlemlerin nasıl, kaç kişi veya hangi uzman
personelle yapılabileceği konusu, bakımın rasyonel olarak plânlanmasına
ve etkin olarak uygulanmasına bağlıdır. Kısacası, kalite ve etkinlik
açısından bakım hizmetlerinin süreçlere, süreçlerin de teşhislere göre
belirlenmesi şarttır.
Bakım Teşhislerinin
Özellikleri
Bakım teşhislerinin
temeli, sınıflandırma sitemine dayanmaktadır. Değişik alanlara
(sorunlara) yönelik uzman bakıcılar tarafından konulan teşhislerin
amacı, bakım hizmetlerinin etkinliğini artırmaktır. Bir başka ifadeyle,
bakım hizmetlerinin etkili uygulanabilirliğini sağlayan teşhisler,
bakıcılık alanında hem bilimselliği, hem de kaliteyi (uzmanlığı) gün
ışığına çıkartmaktadır. Gelişmiş ülkeler, farklı sağlık ve bakım
sistemlerine ve sosyal bakım eğitimlerine göre, sınıflandırılmış bakım
teşhis modelleri geliştirmektedirler. Bakım modellerinde (plânlarında)
yer alan teşhisler, genelde bakıma muhtaç kişinin beceri yeteneğini
tasvir etmekte, sağlık durumu, bağımsızlığı ve kendi kendine idare
edebilme gibi kişiye odaklı bilgiler içermektedir. Bu bilgilerden yola
çıkarak, bakıma muhtaç kişinin şahsî durumu ile ilgili olarak ayrıntılı
bir sınıflandırma ve derecelendirmeye gidilmektedir. Kişinin bakıma
muhtaçlık derecesi bu şekilde ortaya çıkartılmaktadır.
Genelde kişinin şahsî
sorunu ve becerisi (potansiyeli) ekseninde çözüm üretilmekte ve buna
göre bakım programı hazırlanmaktadır. Örneğin, kişi, sol tarafından
kısmen felç olmasından dolayı, beden temizliğini kendi gücüyle ve tek
başına tam olarak yapamaması, şahsî ve fakat bakımı gerekli kılan bir
sorundur. Ancak, aynı kişinin, sağ eli ile yüzünü, göğsünü ve(ya) avret
mahallini yıkayabilmesi, kısmen de olsa mevcut potansiyelinin varlığını
göstermektedir. Bu iki bilgi bile, bakım hedefinin ve programlarının
(tedbirlerinin) belirlenmesine yardımcı olmaktadır. Dolayısıyla, bakıma
muhtaç kişinin değişik ihtiyaçlarına binaen teşhisi konulurken, aynı
zamanda kişinin potansiyeli ekseninde şahsî bakım plân ve programları da
yapılmaktadır.
Bakım teşhislerin,
hedeflerin ve tedbirlerin kullanımı ve kayıt altına alınmasının bir çok
faydası vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:
1.)
Bakım hizmetlerinde aynı anlamlar içeren ortak
kavramların kullanımından dolayı dil birliğinin oluşturulması.
2.)
Bakım teşhisleri nasıl sınıflandırılırsa
sınıflandırılsın uygulamaya dönük bakım hizmetleri bütün bakım modelleri
için uygulanabilir.
3.)
Öğrenilebilir ve tatbik edilebilir meslekî
bilginin oluşması.
4.)
Bakım uygulamalarının kayıt altına
alınmasından dolayı bakım hizmetlerinin şeffaflaşması, denetlenebilmesi
ve kolaylıkla devredilebilmesi ile bakım kalitesinin sürekli olarak
sürdürülebilirliğin temini.
5.)
Teşhis ve tedbirlerin belirlenmesi ile bakım
maliyet plânının yapılabilmesi.
Bakım sürecinde
atılması gereken adımlar, konulan teşhislere göre belirlenmektedir. Bir
başka ifadeyle, bakım teşhisleri baz alınarak, bakım hizmetleri, etaplar
hâlinde plânlı bir şekilde hayata geçirilmektedir. Bakım hizmetlerinin
plânlanmasında ve uygulanmasında atılması gereken profesyonel adımlar,
kısaca tekrarlanması gerekirse, şunlardır:
1.)
Bilgi toplam ve değerlendirme (Assesment).
2.)
Kişinin şahsî durumuna (belirtilerine) ve
bakıma muhtaçlığına yol açan sebeplere göre teşhislerin konulması.
3.)
Bakım hedeflerinin somut olarak belirlenmesi.
4.)
Gerekli görülen, fayda sağlayacağı düşünülen
uygulanabilir bakım hizmetlerinin (programının) belirlenmesi ve tatbik
edilmesi.
Bakım Teşhislerinin Unsurları ve Örnek
Uygulamalar
Bakım teşhislerinde geçerli olan
tanımların kavramsal anlamları bazen birbirinden farklı olmalarından
dolayı, sosyal bakım hizmetlerinde ortak bir dilin varlığından
bahsetmenin zorluğu ortadadır. Bunun yanında ülkemizde sosyal bakım
hizmetleri alanında akademik anlamda çalışmalar henüz başlangıç
safhasında olduğundan dolayı bakım ile ilgili kendimize has kavramlar da
oluşturabilmiş değiliz. Diğer taraftan sosyal bakım güvence sistemine
kaynak teşkil edebilecek kanunî düzenlemeler de yetersiz olduğundan,
kavramlar, teorik alanının dışına çıkamamaktadır.
Bakım teşhislerini
bakım süreçleri dışında düşünmek mümkün değildir. Bakım teşhisleri,
bakıma muhtaç kişinin durumu hakkındaki değerlendirme süreçlerinin
bütünüdür. Kişi hakkında bilgi toplamadan sonra teşhis odaklı analiz
yapılmaktadır. Bakım teşhisleri, bakım süreçlerinin vazgeçilmez bir
parçası olması dolayısıyla, bakım plânının hazırlanmasına ek bir külfet
getirmemektedir.
Bakım teşhislerinin
unsurları şunlardır:
1.)
Bakıma muhtaç kişinin bedenî, psiko-sosyal
durumu hakkında veri tabanının oluşturulması.
2.)
Veri tabanının analizi ve bilgilerin
değerlendirilmesi. Örn. Bakıma muhtaçlığa yol açan hastalık veya
sakatlığın mahiyeti (sorun tespiti) ve bakıma muhtaç kişinin bunlara
karşı gösterdiği tutum ve davranışların sebebi (durum değerlendirmesi).
3.)
Sorun ve güç kaynakları (potansiyeli)
ekseninde, yani bakıma muhtaç kişinin menfi (olumsuz) ve müspet (olumlu)
yönleriyle gerekçeli teşhislerin konulması.
4.)
Teşhislerin doğruluğunun teyit edilmesi
(bakıma muhtaç kişi için yapılan teşhisin önemini, bakıma muhtaç kişi
ile ortaklaşa değerlendirmek).
Bakım teşhisleri,
kısaca sorun, sebepler ve emâreler (giderilmesi gereken soruna ait bazı
işaret veya belirtiler) unsurlarından ibarettir. Matematik yaklaşımla
bakım teşhisini şu şekilde formüle edebiliriz:
BAKIM TEŞHİSİ = BAKIM
SORUNU + SEBEPLER + EMÂRELER (Belirtiler)
Olası durumun
tahlilini yapabilmek için, aşağıdaki soruların yöneltilmesi ve bu
sorular ekseninde elde edilen cevabî bilgiler üzerinden teşhisleri
koymak gerekmektedir.
·
Sorunun
mahiyeti nedir ? (Nasıl bir problem vardır ? Hangi mesele ile
karşılaştık ?).
·
Sorunun
kaynağı nedir ? (Problem, nasıl ve neden ortaya çıkmış olabilir ?
Meselenin içyüzü aslında nereye dayanmaktadır ?)
·
Sorunun
tezahürleri (yansımaları) nelerdir ? (Kişi, problemi nasıl algılıyor ?).
Bu sorulara cevap
bulabilmek ve bakım plânının akışı doğrultusunda gerekli teşhisleri
koyabilmek için, elde edilen bilgilerin sağlıklı bir tahlilden
geçirilmesi gerekmektedir. Uzman bakıcı, emâreleri de dikkate alarak,
bilgileri isabetli bir biçimde değerlendirmeye alır ve teşhisini formüle
eder.
NANDA tarafından
geliştirilen ve formüle edilen bazı örnek bakım teşhisleri şunlardır:
·
Bedenî yapıda
bozukluk (sakatlık).
·
Bunama.
·
Cilt
hastalığı.
·
Enfeksiyon
riski.
·
Ev işlerini
yapamama durumu.
·
Güçsüzlük
(Acziyet) ve hareket edememe.
·
Hiper (yüksek)
ateş (hummâ).
·
Hiper (yüksek)
tansiyon.
·
İletişim
bozukluğu.
·
İşbirliğinde
yetersizlik ve isteksizlik.
·
İştahsızlıktan
kaynaklanan zayıf beden.
·
Kalp
yetersizliği.
·
Korku-Endişe
·
Nefes darlığı
veya bozukluğu.
·
Özgüven kaybı.
·
Psikomatik
veya Gerçek Sancılar.
·
Sarî hastalık
(Enfeksiyon hastalığı).
·
Şişmanlık.
·
Uyku
bozuklukları.
·
Ümitsizlik.
·
Yalnızlık
hissi (Gönül Dünyasındaki Boşluklar).
·
Yorgunluk
hissi.
·
Kendi kendine
bakmada yetersizlik hâlleri (Örn.: yemede, içmede, beden temizliğinde,
giyinmede ve tuvalet ihtiyacını gidermede).
Bakım teşhisinin
profesyonelce yapılabilmesi için, aşağıdaki şartların yerine getirilmesi
gerekmektedir:
1.)
Bakıcının meslekî yeteneği, iletişim, algılama
ve sosyal münasebet gücü.
2.)
Çalışma grubunun kendi içindeki ahenkli
çalışması ve uzmanlar arası işbirliği.
Konuyu daha
anlaşılabilir hâle getirmek için, somut bir örneğe ihtiyaç vardır:
ÖRNEK UYGULAMA:
BAKIM SORUNU:
Evde tek başına yaşayan ve kısmen de olsa araç-gereç yardımı ile bir çok
işini kendi başına görebilen, haftada uzman bakıcılar tarafından iki kez
ziyaret edilen 75 yaşındaki Fatma hanım, 15 Ağustos 2004 yılında saat
17’15’de bakım hizmeti aldığı uzman bakıcıyı telefon ile arar ve aşırı
yanmadan ve terlemeden dolayı yatağa düştüğünü, kendisini, kalkamayacak
kadar güçsüz hissettiğini anlatır. Acil bir ziyaret sonucunda, uzman
bakıcı, Fatma hanımın hareket kabiliyetinin tamamen ortadan kalktığını,
beden temizliği, tuvalete gitme, giyinme-soyunma, yemek yeme gibi temel
işlevlerini yerine getiremediğini ve bundan dolayı da büyük bir
ihtimalle belirli bir süre için, 24 saat yoğun bakıma ihtiyaç duyduğunu
tespit eder.
MUHTEMEL SEBEPLER:
·
Bağışıklık
sistemini zayıflatan bir enfeksiyon hastalığı.
·
Sıvı
yetersizliği.
·
Aşırı bedenî
yorgunluk.
·
Sinir
sisteminde ısı ayarlama düzeninde bir bozulma.
·
Uygun olmayan
kılık-kıyafet.
·
Metabolizmayı
olumsuz bir şekilde etkileyen travma.
EMÂRELER:
·
Ölçülen ısı
derecesi 38.5 C.
·
Cildin
kırmızılaşması.
·
Hızlı nefes
alıp verme.
·
Hızlı kalp
atışı (dakikada 110 atış).
·
Kasılma ve
titreme.
·
Baş ağrısı ve
eklem sancıları.
·
Huzursuzluk ve
korku.
·
Şaşkınlık ve
algılama bozukluğu.
BAKIM TEŞHİSİ:
YÜKSEK ATEŞ.
NANDA modeline göre,
yukarıdaki bakım sorununa yönelik yüksek ateşin yanında iki teşhisin
daha konulması mümkündür:
·
YÜKSEK ATEŞ.
·
HAREKET
EDEMEME DURUMU.
·
KENDİ KENDİNE
BAKMADA YETERSİZLİKLER.
Birinci ve ikinci
teşhisin ortak sebep ve emâreleri aşağıdaki gibi olabilir:
MUHTEMEL SEBEPLER:
·
Sancılar veya
yaralanmanın yaptığı ateş.
·
Yaşlılığa
bağlı acziyet.
·
Felç.
·
Algılamada
bazı değişiklikler.
EMÂRELER:
·
Cilt
bozuklukları, iltihaplanmaları ve yaralanmaları.
·
Nefes alma
sorunu (Astım).
·
Eklemlerde
hareket bozukluğu.
·
Verit
(toplardamar) kaynaklı kan dolaşımında sorunlar (tromboz).
·
Halet-i
ruhiyede ve düşüncede bazı olumsuzluklar.
·
Oryantasyon
bozuklukları.
Üçüncü teşhisin
(KENDİ KENDİNE BAKMADA YETERSİZLİKLER) sebep ve emâreleri , aşağıdaki
unsurlardan meydana gelebilir:
MUHTEMEL SEBEPLER:
·
Hareketsizlik
(felç, acziyet).
·
Şaşkınlık,
kısmî bunama.
·
Motivasyon
eksikliği.
EMÂRELER:
·
Kişi, musluğa,
banyoya ve gardıroba gidememektedir.
·
Olayları ve
yapılması gerekenleri idrak, tâkip ve koordine edememektedir.
·
Bedenin bütün
bölgelerine ulaşamamaktadır.
·
Beden
temizliğinin ve giyinmenin gerekliliğini ve önemini tam idrak
edememektedir.
Tespit edilen ciddî
hastalıklar (nefes sorunu), derhal hekime bildirilmelidir. Bu gibi
durumlarda çoğu zamana tıbbî müdahale veya medikal direktif gerekli
olabilmektedir. Bakıma muhtaç kişi, tıbbî tedavi ve rehabilitasyon
sürecinin dışında da çoğu kez ilaçlarını almaya devam etmesi
gerekmektedir. Bunu, kendi başına layıkıyla yerine getiremeyeceği için,
bakıma muhtaç kişiye rutin bakım hizmetleri dışında düzenli olarak ilaç
da verilmelidir. İlaçların yan etkisi ihtimaline karşılık, kişinin
sürekli olarak gözetim altında bulundurulmasında da fayda vardır.
3.3.3. Bakım
Teşhislerinin Konulmasını Sağlayan Değerlendirme Kriterleri
Bakım teşhislerini
koyabilmek için, ilk önce görüşme çerçevesinde kişi hakkında bilgi
toplamak gerektiğini vurgulamıştık. Kişi odaklı sorun ve güç kaynakları
ekseninde, soru-cevap şeklinde elde edilen bilgiler, aslında aynı
zamanda bakım teşhislerinin (ve tabiî ki bakıma muhtaçlık derecesinin)
belirlenmesinde yardımcı olan değerlendirme kriterleridir. Bakıma
muhtaçlığa yol açan kişisel sorunlar (değerlendirme kriterleri)
listesini, tercih edeceğimiz bakım modeline göre, kısa veya uzun
tutabiliriz.
Krohwinkel’in AEDL
modelini esas alırsak, bakım teşhislerinin konulmasına yardımcı olan
değerlendirme kriterleri üzerinde detaylı olarak durmamız gerekmektedir.
İletişim
Kişinin iletişim
yeteneğinin belirlenebilmesi ve bununla ilgili teşhislerin konulabilmesi
için, aşağıdaki soruların yöneltilmesinde fayda vardır:
1.)
Görme ve duyma yeteneğiniz yeterli midir ?
2.)
İletişim için herhangi bir araç veya gereç
(gözlük, kulaklık) kullanıyor musunuz ?
3.)