![]() |
|
|
|
|
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Kaynak: (Fleming & Roman & Farrell; 2000; p.393). Nitekim, bazı sanayileşmiş ülkelerde enformel sektörün hacmini saptamaya yönelik bir araştırmada 1990'lı yıllarda Amerika'da 1.7 milyon çalışanın formel sektör dışında istihdam edildiği belirlenmiştir. Aynı araştırmaya göre, İtalya'da enformel sektörde çalışan işgücü 5 milyon civarındadır. Ayrıca, bu ülkede 2 milyon insan da yaptığı formel işe ilave bir enformel iş yapmaktadır. İngiltere'de ise, 2.5 milyon çalışanın enformel sektörde istihdam edildiği kaydedilmektedir. Tüm bu rakamlar, gelişmiş ülkelerde resmi işgücünün yaklaşık % 10'nun enformel sektörde işgücü olarak çalıştığını ortaya koymaktadır (Harding; 1998; s. 71). D. ENFORMEL SEKTÖRÜN NEDENLERİEnformel sektörün kökleri genelde ekonominin niteliklerine ve özelde kentsel ekonomi yapılarında meydana gelen değişmelere bağlanmaktadır. Özellikle orta sınıfın azalması, yüksek gelirli meslek gruplarının büyümesi, düşük gelirli nüfusun genişlemesi tüketim yapısı üzerinde önemli etkiler yaratmaktadır. Enformel sektörün genişlemesini besleyen mal ve hizmet talebi ana ekonomik faaliyetlerden gelmekte ve çoğunlukla daha önce homojen olan orta sınıf piyasalarının bölünmesinden kaynaklanmaktadır. Bu talebin bir diğer kaynağı, formel ekonomide mal ve hizmet satın alamayan düşük gelirli grupların ihtiyaçlarının bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. İkinci önemli neden, farklı sektörlerin kar elde etme kapasitelerinde artan eşitsizliktir. Uzmanlık hizmetleri ve finans gibi yüksek kar payı olan sektörler, büyük şehirlerde ticari alanların fiyatını ve diğer işletmelerin maliyetlerini arttırmaktadır. Küçük ve düşük kar oranlı firmaların bu alandaki rekabet yetersizliği, onları, enformel sektör faaliyetlerine itmektedir. Üçüncü olarak, günümüzde işletmeler, organizasyonlarını büyük şehir merkezlerinde oluşturmayı tercih etmektedirler. Küçük kasabalara gitmeyen bu firmalar, buralarda düşük gelir gruplarının ekonomik büyümesini bir ölçüde engellemektedirler. Bu dengesiz büyüme enformel sektör faaliyetlerinin bu kasaba merkezlerinde gelişmesine yol açmaktadır (Sassen; 1994; s. 2303). Enformel sektörü besleyen bir diğer faktör de, göçmen işçi oranlarında meydana gelen artıştır. Ortalama ücretin çok altında çalışmaya razı olan bu işgücünün sendikalaşma eğilimi de, oldukça düşüktür. Böylece, göçmen işçiler, mevcut işgücünün yapısını bozarak, enformel sektörün büyümesinde önemli bir neden teşkil etmektedirler (Zlolniski; 1994 ; s. 2305). E. ENFORMEL SEKTÖRÜN GELECEĞIEnformel sektör faaliyetlerinin gelişen ve gelişmiş ülkelerde yaygınlık kazanma eğilimleri, son yıllarda bu sektörü değerlendirmeye yönelik yeni yaklaşımların ortaya çıkması ile sonuçlanmaktadır. Bu yeni yaklaşımlar, çoğunlukla enformel faaliyetlerin değer yaratan ekonomik unsurlar olduğu sonucunu gündeme getirmektedir. Ayrıca, bu alandaki yeni değerlendirmeler, enformel sektörün gelişen piyasa ekonomilerinin uzun dönemli bir aşaması olduğu sonucuna ulaşmaktadırlar. Global ekonomide yaşanan krizler ve yeniden yapılanma, gelişen ülkelerde karşılaşılan ekonomik durgunluk ve borç krizleri, neo–liberal ekonomi ve politik ideolojilerin yeniden gündeme gelmesi enformel faaliyetlerin gelişmesini desteklemektedir (Rakowski; 1994 ; p.501). Ayrıca, 1970'li yılların aksine, 1980'li ve 90'lı yıllarda enformel faaliyetleri tanımlamaya yönelik yeni kavramların geliştirildiği görülmektedir. Daha önce kullanılan ekonomik dualizm, geçici faaliyetler, önemsiz mal üretimi, marjinalite ve geleneksel sektör gibi terimler terk edilmekte, onun yerine, enformel sektör, enformel ekonomi, fason imalat, mikro işletmeler ve yeraltı ekonomisi gibi kavramlar kullanılmaktadır. Buna bağlı olarak, enformel faaliyetlerde istihdam edilen işgücü, fakir, korunmamış, enformel, girişimciler ve nedensiz işgücü gibi tanımlamalarla adlandırılmaktadır (Rakowski;1994 p.502) . Enformel sektöre yönelik bu değişim, enformel sektörün politik kadrolar arasında, işsizlik ve fakirlikle mücadelenin bir aracı olarak benimsenmesine neden olmaktadır. Böylece, 1970'li yılların aksine, enformel sektöre yönelik bilimsel ve politik değerlendirmeler, bu sektörü ortadan kaldırmaya değil, enformel sektörü ıslah etmeye ve kontrollü bir büyüme olanağı sağlamaya dönüşmektedir. II. TÜRKİYE’DE ENFORMEL İSTİHDAMA. ENFORMEL SEKTÖRÜN BOYUTLARI1. Enformel Sektörün YapısıTürkiye’de istihdamın çok önemli bir niteliğini de enformel istihdamın genişliği oluşturmaktadır. Toplam işgücü içinde tarım sektörünün oranının yüksekliği ve bu sektörde esas itibariyle üretimin ve çalışma ilişkilerinin hiçbir iş ve sosyal güvenlik yasasına tabi olmaması buradaki istihdamın niteliğini belirleyen önemli unsurlardır. Özellikle tarım sektöründe ücretsiz aile yardımcılarının kayıtsız olma niteliği dikkati çekici bir tartışma alanı oluşturmaktadır. Türkiye’de enformel sektörün toplam ekonomik büyüklüğün yarısına yaklaştığı özellikle kentsel metropol alanlarında enformel istihdam oranının % 60’ları aştığı kaydedilmektedir. Bu niteliği ile ülkemizde ekonomik sektörlerde elde edilen gelirlerin yarısı enformel bir nitelik taşımaktadır. Özellikle yüksek bir göç alan İstanbul gibi metropollerde çalışanların yarısından fazlasının kayıt dışı çalışma olarak kabul edilen enformel istihdam biçimlerini tercih ettiklerini ve ağırlıklı olarak seyyar satıcılığın ya da işportacılığın yaygınlaşan bir meslek alanı haline geldiği gözlenmektedir (Ekin; 1995; s. 59). Ülkemizde enformel ekonomi ve enformel istihdamın büyüklüğünü belirlemeye dönük çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Örneğin 1994 yılında gerçekleştirilen çalışmada Ekim 1994 dönemi Hane Halkı İşgücü Anketi sonuçları esas alınmış ve sonuçta kentsel alanlardaki işyerlerinin % 38’inin enformel biçimde faaliyet gösterdiği saptanmıştır. 1995 yılındaki bir araştırmada ise, tarım dışı sektörde enformel biçimde çalışanların büyüklüğünün 1.6 milyon civarında olduğu belirlenmiştir. Başka bir araştırmada ise, enformel nitelikli istihdamın büyüklüğü kentsel alanlarda % 26 iken, tarım dışı ekonomik büyüklüğün % 16’sı enformel niteliklidir. 1996 yılında DPT tarafından ücretli/ücretsiz çalışan ayrımı karşılaştırılmasına dayanılarak yapılan bir araştırmada ise, enformel sektörün büyüklüğüne yönelik bir çalışma yapılmıştır. Buna göre Türkiye’de tarım dışı ekonomik büyüklüğün % 40’ı enformeldir. Aslında bu verilerin gerçeği tam olarak yansıtmadığını ileri süren bazı araştırmacılar, Türkiye’de 10–14 yaş grubu çocukların % 24’ünün istihdam edildiğinin ve bunların yasal sınırlamaların dışında olması nedeniyle enformel biçimde çalıştırıldığını dolayısıyla toplama enformel istihdamın sanılanın aksine çok daha büyük boyutlarda olduğunu belirtmektedirler (Ekin; 2000; s. 244). 2. Enformel Sektörün BüyüklüğüDİE her yıl üç ayda bir sonuçlarını açıkladığı Hane Halkı İşgücü Anketlerinde enformel sektörle ilgili temel verileri yayınlamaktadır. Ayrıca 2000 yılında “Kentsel Yerler Küçük ve Şirketleşmemiş İşyerleri Anketi” yapılmış ve geçici sonuçlar da açıklanmıştır. 2001 yılı Hane Halkı İşgücü Anketinde istihdam edilenlerin; · % 27.7'si yaptığı işten dolayı Sosyal Sigortalar Kurumu'na, · % 10.5'i Emekli Sandığı'na, · % 11.1'i ise Bağ–Kur'a kayıtlı iken, · % 50.5'i herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna kayıtlı değildir. Buna göre, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna kayıtlı olmadan çalışanların % 63.4'ünü erkekler oluşturmaktadır. Bir sosyal güvenlik kuruluşuna kayıtlı olmaksızın istihdam edilenlerin oranı kentsel yerlerde % 32.8 iken, kırsal yerlerde bu oran % 72.8'dir. 2001 yılı IV. Dönem HİA sonuçlarına göre Türkiye genelinde enformel sektörde kendi hesabına veya işveren olarak çalışanların sayısı 1 milyon 175 bindir. Enformel sektörde kendi hesabına veya işveren olarak çalışanların işyeri büyüklüğünden hareketle; ücretli, yevmiyeli veya ücretsiz aile işçisi olarak enformel sektörde çalışanların sayısı 547 bin kişi olarak tahmin edilmiştir. Enformel sektörde çalışanların büyük bir çoğunluğunu kendi hesabına veya işveren olarak çalışanlar oluşturmakta, bu da enformel sektör faaliyetlerinin çoğunlukla iş sahibine istihdam yaratmak amacıyla gerçekleştirildiğini göstermektedir. Sonuç olarak, Türkiye genelinde kendi hesabına çalışanlarla yevmiyeli ve ücretsiz aile işçilerinin toplamı dikkate alındığında enformel sektörde tahmini olarak 1 milyon 722 bin kişinin çalıştığı sanılmaktadır. Enformel sektörde çalışanların toplam tarım dışı sektörde çalışanlar içindeki payının Türkiye genelinde % 12.9, kentsel yerlerde % 11.7 ve kırsal yerlerde ise % 17.6 olduğu tahmin edilmektedir. B. ENFORMEL SEKTÖRÜ DOĞURAN KOŞULLARTürkiye’de hızla artan nüfus, göç ve kentleşme, enformel sektörün gelişmesi için uygun bir ortam yaratmaktadır. Bunun yanında, yüksek vergi ve sosyal güvenlik primleri, bürokratik engeller, düzenleyici yasalardan ve idari yüklerden kaynaklanan sorunlar, işgücü piyasasına İlişkin mevzuatın eksikliği, sanayiinin yapısı ve küçük ölçekli işyerlerinin ağırlıklı niteliği, zayıf rekabet gücü gibi faktörler enformel çalışmanın kapsamı ve boyutunu etkileyen diğer faktörler arasında yer almaktadır. Türkiye’de bürokratik ortam çalışmaya ve çalıştırmaya engel olmaktadır. Bir şirketin kurulması işlemleri 2,5 ayda tamamlanmakta; bir yatırımın sonuçlanması için ise 172 imza gerekmektedir (TİSK; 2001; s. 10). Küçük işletmelerin yaygınlığı, izlemeyi ve denetlemeyi zorlaştırdığı için, bu durumu, bu nitelikli işletmelerin kayıt dışı faaliyetlerini kolaylıkla göstermesine imkan vermektedir. Vergi yükü, kayıp ve kaçağı enformel ekonominin önemli bir unsurudur. Türk vergi sisteminin içerdiği istisna ve muafiyetlerin fazlalığı, yarattığı bürokrasi, vergi idaresinin yeterince etkinliğe kavuşmamış olması ve vergi denetiminin sınırlı kalması enformel ekonominin oluşumunda etkili olmaktadır. İstihdama yönelik yasal
yükümlülüklerin toplam işgücü maliyeti içinde önemli bir paya sahip olması
kayıt dışı istihdamı artırmaktadır. Türkiye’de toplam işgücü maliyeti içinde
işverenlerin ücret dışı (overhead) maliyetleri % 18 ile OECD ortalamasına (%
19) çok yakındır. AB ortalaması % 25’tir. Yeni sanayileşen dört Asya
ülkesinde (Kore, Hong–Kong, Singapur, Tayvan) ve Meksika’da bu oran %
12’dir. Türkiye’de ücret dışı yükler gelişmiş ülkelere yakın düzeylerdedir.
Ancak gelişmekte olan ve rekabet ettiğimiz ülkelerle kıyaslandığında
Türkiye’de ücret dışı yüklerin yüksek olduğu görülmektedir (Hakan, 1998; C. ENFORMEL SEKTÖRÜN ÖZELLİKLERİKentsel Yerler Küçük ve Şirketleşmemiş İşyerleri Anketi’ne göre Enformel sektörde çalışanların büyük çoğunluğunu 31–40 yaş grubu oluşturmaktadır (% 30). Enformel sektörde çalışanların oranı, kırk yaşına kadar artarken, bu yaştan sonra hızla azalmaktadır. Kırk yaşından sonra özellikle enformel sektörde istihdam edilen kadınların sayısındaki azalma çok daha fazladır. Enformel sektörde kendi hesabına veya işveren olarak çalışanların büyük çoğunluğunu yine 31–40 yaş grubu oluşturmaktadır. Bu işe başlamadan önce iş sahiplerinin % 44’ünün başka bir işyerinde ücretli veya çırak, % 16’sının ise başka bir işyerinin sahibi veya ortağı olarak çalıştığı dikkate alındığında; Enformel sektörde faaliyet gösteren işyeri sahiplerinin çoğunlukla belli bir iş deneyiminden sonra bu sektöre girdikleri söylenebilir. Enformel sektörde ücretli olarak çalışanların büyük çoğunluğunu ise gençlerin oluşturduğu dikkati çekmektedir. Bu sektörde ücretli çalışanların % 78’i otuz yaşın altındadır. Enformel sektörde ücretli çalışanların yaş ortalamasının düşük olması, işyeri sahiplerinin yanlarında genç yaş grubundaki kişileri istihdam etmeyi tercih ettiklerini göstermektedir. D. İSTANBUL’DA ENFORMEL SEKTÖRTürkiye’de yaşanan enformel sektör gerçeğinin en belirgin yansıması özellikle metropol niteliği taşıyan kentsel alanlarda gözlenmektedir. On binlerce seyyar satıcısı, işsizi, simitçisi ve işportacısı ile kentler giderek yoğunlaşan bir enformel istihdam yapısına bürünmektedir. Mevcut veriler kentlerde ve
özellikle İstanbul’da enformel istihdamın giderek derinleştiğini,
kökleştiğini ve meşru bir sektör konumuna dönüştüğünü göstermektedir. Bir
çok veri kentlerde enformel sektörün yani vergi vermeden ve sosyal güvenlik
sistemine dahil olmadan çalışanların toplam sayısının 10.5 milyona
ulaştığını bildirmektedir (Ekin; 2000; Özellikle 1980’li yıllarda belirgin biçimde hızlanan çarpık kentleşme ve yoğun göç olgusu enformel ekonominin beslenmesine ve giderek kayıtlı ekonomiye paralel bir ekonomik büyüklük oluşturmasına yol açmaktadır. İşportacılık yaparak yaşamını kazanan yüz binlerce insan adeta yeni bir çalışma kültürü yaratmaktadır. Enformel işgücünün en yoğun olduğu İstanbul’a her yıl 500.000 kişi göç etmektedir. Bunların yaklaşık yarısının işini sokakta bulduğu ve Eminönü, Aksaray ve Beyazıt gibi ekonomik açıdan kentin önemli noktalarında işportacılığı bir meslek olarak benimsedikleri anlaşılmaktadır. Sokak ekonomisinin en faal işkolu olarak işportacılık Eminönü ilçesinde büyük rakamlara ulaşmaktadır. Bu kişiler resmi kurumlar tarafından da bir ülke gerçeği olarak kabul edilmekte, adeta örtülü bir şekilde teşvik edilmektedir (Ekin; 2000; s. 248).
III. ARAŞTIRMANIN AMAÇ VE YÖNTEMİA. ARAŞTIRMANIN KAPSAMITürkiye’de istihdamın çok önemli bir özelliğini enformel istihdamın büyüklüğü oluşturmaktadır. Özellikle İstanbul gibi metropol alanlarda kentsel işgücü içinde enformel sektör oranının yüksekliği ve bu sektörde esas itibariyle üretimin hiçbir mali ve sosyal güvenlik yasalarına tabi olmaması, buradaki istihdamın çarpıcı yapısını belirleyen önemli unsurlar olarak görülmektedir. Artan göç olgusu bu sektörün giderek genişlemesine yol açmaktadır. Böylece kentsel formel alanlarda iş bulamayan geniş kitleler işportacılık biçimindeki enformel (kayıtdışı) çalışmaya yönelmektedirler. DPT tarafından ücretli/ücretsiz çalışan karşılaştırmasına dayanılarak yapılan hesaplamalara göre kayıt – dışı istihdamın büyüklüğü İstanbul’da toplam istihdamın % 40’ına ulaşmaktadır. Bu oranın önemli bir kısmı kendini işportacılık biçiminde göstermektedir Resmi nitelikli bu veriler, kayıt–dışı istihdamın giderek daha da derinleştiğini göstermektedir. Nitekim, birçok araştırmada, İstanbul’da kayıt – dışı sektörün, yani vergi vermeden ve sosyal güvenlik sistemine dahil olmadan çalışanların toplam sayısının milyonlara ulaştığı tespiti yapılmaktadır. Öte yandan, İstanbul’da 1990’lı yıllarda enformel istihdamın en yaygın biçimi olan işportacılık gittikçe daha büyük bir kesimin çalışma ve gelir elde etme biçimi olmaya başlamıştır. Bu istihdam, geçici, katlanılan bir fedakarlık değil, bir çalışma ve yaşama biçimi olma özelliğinin giderek süreklilik kazandığı bir yapıya dönüşmektedir. Özellikle, Eminönü gibi ekonomik etkinliği yüksek bölgelerde hızla artan nüfus yoğunluğu ve çarpık kentleşme, formel sektör istihdamının sınırlı büyümesi, istikrarsız–güvensiz–düşük ücretli sektörlerde çalışmayı ve gelir elde etmeyi yüzbinlerce yığınların bir kaderi haline getirmektedir. Böylece, uzun yıllar formel sektörlere geçmek için bir “bekleme odası” olarak düşünülen bu sektör, artık kentsel istihdamın yapısal bir özelliği haline gelmiş ve geniş kitlelere büyük ölçüde, üretime katkı yapmadan, geliri paylaştıran istihdam biçimleri içinde yaşama ve çalışma olanağı sağlamıştır. Sonuçta, gecekondulaşma ile bütünleşen ve onun özelliklerine çok benzeyen bir istihdam yapısı ortaya çıkmıştır. Türkiye’de enformel ekonominin genişlemesiyle enformel istihdam da toplam işgücünün % 40’ına varan bir büyüklüğe ulaşmıştır. Belki bunların hepsinden de önemli olarak, kentsel enformel istihdam, formel ve enformel sektörler arasındaki haksız rekabetin de temel kaynağını oluşturmuştur. Böylece İstanbul gibi çarpık kentleşmenin ve yoğun göçün yaşandığı bölgelerde en önemli istihdam sorunları enformel sektörde ortaya çıkmakta, kentleşen nüfusun giderek daha büyük bir kısmı düzensiz, yasal korumadan uzak, örgütsüz ve üretkenliği düşük alanlarda çalışmak zorunda kalmaktadır. Bu süreçte bağımlı çalışan işçilerin yerine, kırsal kesimi taklit edercesine bağımsız veya ücretsiz aile işçisi olarak çalışma yaygınlaşmaktadır. Enformel sektörün bazı özellikleri, zaman, zaman bu sektörü geleneksel kırsal kesim istihdam biçimlerine yaklaştırmakta, aile işletmelerinin enformel istihdamdaki yaygınlığı, göç yoluyla kırsal kesimden gelen kentsel yığınlarda nüfus artış hızlarının düşmesini ertelemekte ve geciktirmektedir. Kuşkusuz, bu nüfus artışına bağlı emek piyasası özellikleri, sonuçta enformel sektörün daha da hızlı bir biçimde büyümesine neden olmaktadır. İstanbul’da giderek bozulan gelir dağılımı ve artan yoksulluk karşısında, çalışanlar kendi sorunlarına bizzat kendileri bazı çözümler üretmekte ve ilave bir işte enformel olarak çalışmaktadırlar. Örneğin, Eğitim, Bilim ve Kültür Emekçileri Sendikası’nca yapılan bir araştırmada, İstanbul’da öğretmenlerin % 70'inin ek bir iş yaptığı ve bunların önemli bir kısmının da seyyar satıcılıkla uğraştığı tespit edilmiştir. İstanbul’da özellikle, gelir yetersizliği ve gelirlerdeki reel düşmeler karşısında bağımlı çalışanların kendiliklerinden bazı ek işler oluşturdukları bilinmektedir. Kaldı ki, “ilave işçi” (additional workers) niteliği taşıyan çocuk, kadın ve yaşlıların aile bütçesine katkı amacıyla, enformel nitelikli emek piyasasına katıldıkları da görülmektedir. Araştırma bu amaç doğrultusunda, Eminönü ilçesindeki enformel çalışma niteliği taşıyan işportacıların durumunu incelemek ve konuyu ekonomik/sosyal boyutları ile ortaya koymayı hedeflemektedir. Araştırma kapsamında; işportacıların sosyolojik yapısı, aile özellikleri, mesleki nitelikleri ve mesleğe ilişkin görüşleri ile geleceğe ilişkin görüşleri analiz edilmiştir. B. ARAŞTIRMANIN YÖNTEMİ1. MetodAraştırma mülakat ve anket metodu kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Resmi kaynaklardan edinilen verilere göre, Eminönü ilçesinde enformel biçimde çalışan 3000 civarında satıcı bulunmaktadır. İstatistiksel teknikler esas alınarak enformel satıcılar ile anket yapılarak, anket sonuçları yerel sorumlular, akademik uzmanlar ve ekonomik nitelikli sivil toplum örgütleri ile tartışılarak zenginleştirilmiştir. Araştırma, çalışmanın amacına göre Alt Ana Kütle Analizlerine dayalı olarak (Sub–group Analysis) gerçekleştirilmiştir. Bu şekilde, hedef kütleden, kantitatif araştırma tekniklerinden “Yüz – Yüze Görüşme Tekniği” (Face to–Face Interview) kullanılarak gerekli bilgiler elde edilmeye çalışılmıştır. Söz konusu teknik, Analitik Araştırma Modeli kapsamında ele alınarak uygulanmıştır. 2. Örneklem PlanÇalışma yukarıda belirtilen araştırma tasarımı ile paralel olarak geliştirilen bir örnekleme tasarımı çerçevesinde ele alınarak uygulanmıştır. 3. Örneklem TasarımıAraştırma Eminönü bölgesinde işportacılık yapanları kapsamıştır. Hedef kitlenin bu şekilde belirlenmesinin amacı, İstanbul’da özellikle ticari hayatın yoğun olduğu ilçelerin başında gelen Eminönü ilçesindeki enformel sektörün yapısını, genişliğini ve bu yapının sürekliliğini analiz etmektir. 4. Örneklem YöntemiÇalışma kapsamında “Örnek Seçim Tekniği” (Sample Selection Method), “Bir Aşamalı Örnekleme Yöntemi’ kullanılmıştır. Söz konusu yöntemin uygulanmasında “Olasılık Hesaplarına Dayalı Olan” ve “Olasılık Hesaplarına Dayalı Olamayan Yöntemler” bir arada ele alınarak kullanmıştır. Tercih edilen yöntemin seçiminde temel kriter, adı geçen yöntemin “temsil edicilik açısından” içerdiği faydalardan kaynaklanmaktadır. 5. Örneklem BüyüklüğüAraştırma kapsamında toplam 180 işportacı ile anket yapılmıştır. Çalışmada kullanılan Örnek Büyüklüğü n=180 olarak % 95 güven düzeyi kriteri ve % 1,8 tahmin farkı dikkate alınarak belirlenmiştir. Söz konusu büyüklüğün saptanmasında “Basit Tesadüfi Örneklem Tekniği” kapsamında “Örnek Büyüklüğü Belirleme Yöntemleri” kullanılmıştır. IV. ARAŞTIRMA SONUÇLARIA. DENEKLERİN SOSYOLOJİK YAPISI1. İşportacıların OrijiniTablo I’de ankete katılan deneklerin doğum yerleri görülmektedir. Veriler, işportacıların ağırlılık olarak az gelişmiş bölgelerden geldiğini göstermektedir. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yer alan illerden gelenlerin ağırlıklı yer tuttuğu anlaşılmaktadır. Orijinleri
Diyarbakır, Kayseri, Malatya ve Sivas gibi nispeten geri kalmış bölgelerde ki işsizlik baskısı büyükşehirlere göçü zorlamakta, bu da, metropol alanlarında işportacılık mesleğinin hızla yaygınlaşmasına yol açmaktadır. Dikkat çeken bir diğer nokta İstanbul orijinli olanların oransal değerinin azımsanmayacak ölçüde yüksek olmasıdır (% 7.22). Bu oransal değer, İstanbul’da özellikle gecekondu semtlerinde doğanların yeterli eğitim olanaklarından yararlanamadıklarını ve işportacılık yapmaya yöneldiklerini göstermektedir. 2. Deneklerin Yaş, Cinsiyet ve Medeni DurumlarıTablo II’de işportacıların yaş, cinsiyet ve medeni durumları itibariyle dağılımları görülmektedir. İstatistiki değerlere göre, ülkemizde işportacıların yaklaşık % 80’i aktif çalışma grubu kapsayan 20–44 yaş grubu arasındadır. Bu, işportacılığın geçici olarak yapılan bir iş olmadığını teyit etmektedir. Nitekim, düzenli bir işe geçme yaşı olan 20’ler ve emeklilik yaş grubu olarak kabul edilen 50’li yaşlardaki kişilerin toplam işportacılar içindeki oranı oldukça sınırlıdır (toplam % 6 civarında). TABLO II: İŞPORTACILARIN YAŞGUPLARI, CİNSİYET ve MEDENİ
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||