aliseyyar@sosyalsiyaset.com

 

 

 

Makaleler ;

<<<Çalışma İlişkileri ve Endüstri İlişkileri Makaleleri
 

 

İSTANBUL’DA ENFORMEL (KAYITDIŞI) ÇALIŞMA:

EMİNÖNÜ İLÇESİNDEKİ İŞPORTACILARA

İLİŞKİN BİR ARAŞTIRMA

 

 

Tekin AKGEYİK, Halis Yunus ERSÖZ, Arif Yavuz

Süleyman Özdemir, Hasan Şenocak*

 

 

Abstract

The informal sector has experienced a rapid growth in Turkey and it is generally believed that the rapid growth of this sector has been influenced by unemployment. Increasingly, the informal sector is developing as a resilient economic base. This study presents the results of the preliminary survey of business values in informal sector from the pilot study district (Eminönü) in Istanbul. The pilot study was undertaken in Eminönü district. The sample was drawn from the current list (1998) of street vendors from the Eminönü Municipality. The sample frame consisted 180 street vendors from seven groups which were food, textile, electronic, toy, decoration, stationers vendors, and others (a produce dealer, a confectioner). The survey involved the use of pre–designed interview schedules, focus group discussions and observation. The main interview schedule was a mixture of open–ended, closed–ended, and multiple–choice questions. Interviews were conducted with a sample of those engaged in informal activities and organizations connected with the sector. The study was conducted in the months of April and May 2002.

Özet

Türkiye’de de ekonominin ve istihdamın çok önemli bir özelliğini enformel yapısal durum oluşturmaktadır. Özellikle İstanbul gibi metropol alanlarda kentsel işgücü içinde enformel sektör oranının yüksekliği ve bu sektörde esas itibariyle üretimin hiçbir mali ve sosyal güvenlik yasalarına tabi olmaması, buradaki istihdamın çarpıcı yapısını belirleyen önemli unsurlar olarak görülmektedir. Artan göç olgusu bu sektörün giderek genişlemesine yol açmaktadır. Böylece kentsel formel alanlarda iş bulamayan geniş kitleler işportacılık biçimindeki enformel (kayıt dışı) çalışmaya yönelmektedirler. Bu makalenin amacı, dünyada ve Türkiye’de enformel ekonominin boyutlarını ortaya koymak ve Eminönü İlçesindeki işportacıların ekonomik ve sosyal koşullarını incelemektir.

 

GİRİŞ

Enformel sektör, tüm gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ve geçiş ekonomisi ülkelerinde özellikle 1980’li yıllardan sonra belirgin şekilde ön plana çıkan bir gelişme olarak görülmektedir. Bu durum yaşanan ekonomik krizler ve dünya ekonomisinde gözlenen daralma nedeniyle genişleyen işsiz kitlelerin baskısıyla son yıllarda formel sektörlerden enformel sektöre kayış biçiminde belirginleşmektedir.

İlk defa Keith Hart tarafından 1973 yılında kullanılan ve Uluslararası Çalışma Bürosu'nun Kenya raporu ile yaygınlık kazanan enformel sektör tartışmaları, son yıllarda artan bir şekilde yeniden ön plana çıkmaktadır. Enformel sektör terimi, giderek enformel ekonomi kavramını tanımlamada kullanılan bir metod veya ekonomideki enformaliteyi açıklamaya yardım eden genel bir terim olarak kabul edilmektedir.

Enformel sektörün, uzun yılar sadece gelişmekte olan ülkelerin ekonomik ve istihdam yapısını tanımlamak için bir kavram olduğu kabul edilmiştir. Gerçekte de gelişen hemen her ülkede enformel ekonomi toplam ekonomi içinde % 50 ile % 90 arasında değişen oranlarda bir ağırlığa sahiptir. Buna karşılık günümüzde gelişmiş ekonomilerde de benzer bir ekonomik yapının özelilikle 1990’lı yıllarda ortaya çıktığı gözlenmektedir.

Türkiye’de de ekonominin ve istihdamın çok önemli bir özelliğini enformel yapısal durum oluşturmaktadır. Özellikle İstanbul gibi metropol alanlarda kentsel işgücü içinde enformel sektör oranının yüksekliği ve bu sektörde esas itibariyle üretimin hiçbir mali ve sosyal güvenlik yasalarına tabi olmaması, buradaki istihdamın çarpıcı yapısını belirleyen önemli unsurlar olarak görülmektedir. Artan göç olgusu bu sektörün giderek genişlemesine yol açmaktadır. Böylece kentsel formel alanlarda iş bulamayan geniş kitleler işportacılık biçimindeki enformel (kayıtdışı) çalışmaya yönelmektedirler. DPT tarafından ücretli/ücretsiz çalışan karşılaştırmasına dayanılarak yapılan hesaplamalara göre kayıt–dışı istihdamın büyüklüğü İstanbul’da toplam istihdamın % 40’ına ulaşmaktadır. Bu oranın önemli bir kısmı işportacılık biçiminde görülmektedir.

Bu makalenin amacı, genel olarak İstanbul’da, özel olarak da Eminönü ilçesindeki enformel çalışma niteliği taşıyan işportacıların durumunu incelemek ve konuyu ekonomik/sosyal boyutları ile ortaya koymaktır. Makalede; göç olgusu, bu olgunun kayıt–dışı istihdamı genişletmedeki etkisi, enformel istihdamın niteliği, enformel istihdamda yer alan sosyal grupların sosyolojik ve ekonomik yapıları ve bu sektördeki çalışma ilişkilerinin biçimlenmesi üzerinde durulmaktadır.

Araştırma, gözlem, mülakat ve anket metodu kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Resmi kaynaklardan edinilen verilere göre, Eminönü ilçesinde enformel biçimde çalışan 3000 civarında satıcı bulunmaktadır. İstatistiki teknikler esas alınarak enformel satıcılar ile anket yapılmış, anket sonuçları yerel sorumlular, akademik uzmanlar ve ekonomik nitelikli sivil toplum örgütleri ile tartışılarak zenginleştirilmiştir.

 


I. ENFORMEL SEKTÖR: KAVRAM, KÖKENLERİ VE
DÜNYA’DA ENFORMEL SEKTÖR

A. KAVRAM

1. Terminoloji

Kayıt dışı alanda kalan diğer bir ifade ile resmi istatistiklere ya da kayıtlara dahil olmayan ekonomik aktiviteler günümüzde çok çeşitli kavramlarla isimlendirilmektedir.Bunlar arasında gölge, enformel, gizli, kara, yer altı, gri, illegal ve paralel ekonomi kavramları bulunmaktadır. Bu kavramların tümü ekonomik aktivitelerin kayıt dışına kaçırma çabaların yansıtmaktadır. Gerçekte uyuşturucu ticareti gibi bazı aktiviteler yasadışı niteliklidir.

Buna karşılık, bazı faaliyetler yasal olmakla beraber kayıt dışıdır. Dolayısıyla enformel ekonomi aslında büyük ölçüde yasadışı faaliyetleri değil yasal ancak yasal açıdan düzenlenmemiş aktiviteleri tanımlamaktadır (Fleming & Roman & Farrell; 2000; s. 387).

Öte yandan günümüzde kavram konusunda çok değişik terimlerin kullanıldığı görülmektedir. Bunlar arasında “yer altı ekonomisi”, yasadışı ekonomi”, “bildirilmemiş ekonomi”, “düzensiz ekonomi”, “gözlenemeyen ekonomi”, “saklı ekonomi”, “ikincil ekonomi”, “elaltı ekonomisi”, “paralel ekonomi”, “Hane Halkı ekonomisi”, “görünmez ekonomi”, “resmi olmayan ekonomi”, “vergilenemeyen ekonomi”, “kayıp ekonomi” gibi kavramlar bulunmaktadır (Ekin; 1995; s. 11).

Bu kavramlar çok sayıda iktisadi faaliyeti içine alacak şekilde özellikle gelişmiş toplumlarda yaygın bir kullanış bulmaktadır. Örneğin uyuşturucu maddeler, fuhuş, pornagrafi, kumar, vergi kaçırma, kaçak çalışma gibi faaliyetler ve bunlardan edinilen gelirler de bu çerçevede kayıt dışı kalmaktadır.

2. Enformel Ekonomi ve İstihdam Ayrımı

Enformel sektör ve enformel ekonomi kavramları aynı yapıyı tanımlamaya yönelik iki farklı yaklaşımı ifade etmektedir. Enformel sektör, konunun istihdam boyutunu açıklarken, enformel ekonomi ise, daha çok ekonomik ağırlıklı bir perspektif vermektedir (Assaad ; 1993; s. 926).         

Formel ve enformel sektör ayrımı, gelişen ülkelerde kentsel işgücü piyasalarını karakterize etmek için kullanılan standart bir yol olmaktadır. Formel sektör yasal düzenlemelere ve vergi yükümlülüklerine tabii tutulurken, enformel sektörde yasal düzenlemelerin genellikle olmadığı ya da bunlara riayet edilmediği, dolayısıyla bu sektördeki çalışanların kamu harcamalarına vergiler yoluyla katılmadıkları görülmektedir.

Ayrıca, formel sektörde belirlenen yasal çalışma düzeni enformel sektörde hiçbir şekilde söz konusu olmamaktadır. Bu sektörde genellikle, çok küçük işletmeciliğe dayalı ve bir kaç çalışanın yer aldığı bir endüstri ilişkileri ile karşılaşılmaktadır.

Nitekim, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)'nun enformel sektörü tanımlamaya yönelik yaklaşımında da mikro işletmeciliğin temel unsur olduğu, bunun yanında düşük vasıf talepleri ve yasal düzenin dışında gösterilen faaliyetler ile aile temeline dayalı üretim anlayışının diğer nitelikler olduğu tespit edilmektedir (Pradhan & Soest; 1995; s. 276).

Uluslararası Çalışma Örgütünün tanımına göre, enformel sektör “başlıca amacı kişilere istihdam ve gelir sağlamak olan mal ve hizmet üretiminde bulunan örgütsel kimliği gelişmemiş küçük ölçekli birimler”dir (ILO; 2001; s. 11)

Enformel istihdam ise, daha geniş bir kavram olarak ortaya çıkmaktadır. Çünkü kayıt dışı ekonomide enformel olarak çalışan geniş bir işgücü hacmi yanında, kayıtlı sektörde çalışıp da sosyal güvenlik kayıtları dışında kalan çalışanlar da mevcuttur.

Buna karşılık AB’nin tanımına göre "kayıt dışı çalışma", niteliği itibariyle yasal, fakat kamu makamlarına bildirilmemiş herhangi bir ücretli faaliyet olarak tanımlanmaktadır. Buna göre; suç sayılan faaliyetler, ev ekonomisi dahilinde yürütülen ve düzenleyici çerçeve içinde yer almadıkları için kamu makamlarına beyan edilmek zorunda olmayan faaliyetler kapsam dışı bırakılmıştır.

B. ENFORMEL SEKTÖRÜN ÖZELLİKLERİ

Enformel sektörün en belirgin özelliği sektöre dönük büyüklük tahminlerinin yeterince gerçekçi bir şekilde yapılamamasıdır. Bu, temelde bu sektördeki aktivitelerin birbirinden belirgin biçimde farklılaşmasından kaynaklanmaktadır. Sektörün büyüklüğünü tahmin etmeye dönük çabalar büyük ölçüde vergi oranlarına ve bazı diğer değişkenlere dayanılarak gerçekleştirilmektedir. Bu değişkenler arasında doğrudan ve dolaylı vergiler yanında, sosyal güvenlik primleri özellikle dikkate alınmaktadır. Çünkü araştırmalar bu faktörlerin eksik veya yokluğun enformel sektörü doğuran temel etmenler olduğunu ortaya koymaktadır (Schneider, 2000; s. 81).

İkinci olarak enformel sektörde istihdam edilen çalışanların bazı özelliklere sahip oldukları görülmektedir. Bu nitelikli işçiler, ekonomik olarak savunmasız ve formel ekonomide çalışmak için sınırlı olanaklara sahip olma eğilimindedirler. Bu sektör, çoğunlukla, farklı etnik kökene sahip kişilerle, kadınlardan oluşmaktadır.

Enformel sektörün çalışma koşulları genellikle, düşük ücret, geçici bir istihdam süresi, çalışanların ücret ve çalışma koşullarını düzenleyen yasaların yokluğu, işgücü organizasyonları ve sendikaların var olmayışı ve fabrika üretimine dayalı bir sistem yerine eve dayalı küçük birim imalatı olarak belirginleşmektedir (Tuominen, 1994 ; s. 231)

Öte yandan, enformel sektör teknolojilerinin ilkel ve işgücü prodüktivitesinin düşük, buna karşılık genel maliyet ve kapitalin minimal ve ara mamul girdisinin formel sektörün aksine sınırlı olduğu kaydedilmelidir. Sektörde kapital verimliliği çok düşük olabilmesine rağmen, sabit ve ara girdinin ortak etkisi formelden daha yüksek olabilmektedir.

Çeşitli çalışmalar, gelişen ülkelerin genellikle enformel sektörün ucuz istihdam yaratma olanakları yanında küresel rekabete daha düşük maliyetli bir avantajla girmenin bir yolu olarak, bu sektörün gelişmesine izin verdiklerini ortaya koymaktadırlar (Gibson & Kelley; 1994 ; s. 167).

C. DÜNYA’DA ENFORMEL SEKTÖR

1. Gelişmekte Olan Ülkeler

1990’lı yıllarda yaşanan global ekonomik krizler nedeniyle enformel sektörün hacmi, gelişen tüm ülkelerde çok belirgin bir artış göstermiştir. Özellikle Latin Amerika ile Kuzey–Doğu Asya ülkelerinin bu alanda dinamik bir yapı ortaya koydukları saptanmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde enformel ekonominin boyutlarını ortaya koymaya yönelik çeşitli araştırmalarda genellikle kentsel işgücünün yarısının enformel bir nitelik taşıyan işlerde çalıştığı bildirilmektedir.

Sözgelimi, 1989 yılında Güney Amerika’yı kapsayan bir araştırmada enformel sektörün toplam ekonomi içindeki payının Arjantin için % 22, Peru için % 55 olduğu saptanmıştır. Benzeri bir araştırma, Jamaika'da toplam imalat istihdamının % 35'nin enformel bir nitelik taşıyan işlerden meydana geldiğini, Sierra Leona'da bu oranın % 90'lara kadar çıktığını kaydetmektedir (Gibson & Kelley; 1994; s. 168.)

Aynı amaçla yapılan başka bir araştırma ise, Meksika'da kayıt dışı sektörde yer alan işgücünün toplam işgücünün % 55'ine, Bolivya'da % 49'una ulaştığını ifade ederken (Tokman;1992;p.6), diğer bir inceleme, bu oranın Endonezya için % 69.11 olduğunu göstermektedir (Ozay & Evers; 1994; p.3).   

Üçüncü dünya ülkelerinde son yıllarda belirgin bir unsur haline gelen enformel sektörün yoğun nüfus birikimlerinin yaşandığı kentsel alanlarda istihdam olanakları yarattığı ve ayrıca, düşük işgücü verimliliğine rağmen, bu sektörün gelişen ülkelerin milli gelirlerine önemli katkılar yapmaya devam ettiği bildirilmektedir. Böylece, yüksek iç göç, yatırımların nüfus artış hızını yakalayamaması, formel sektörde yetersiz iş olanakları, yaygın eğitim imkanlarının sınırlı oluşu ve benzeri nedenler enformel sektörün giderek yaygınlık kazanmasına neden olmaktadır.

2. Geçiş Ekonomileri

Geçiş ekonomilerinde enformel ekonomilerinin % 7 ile % 45 arasında değiştiği görülmektedir. Geçiş ekonomileri açısından, enformel ekonominin hacmi, politik ve ekonomik liberalleşme düzeyi yanında makroekonomik istikrar politikalarının başarısını yansıtmaktadır. Örneğin 1990’lı yıllarda ekonomik reformları kararlı bir şekilde uygulamaya koyan Çek Cumhuriyeti, Romanya ve Slovakya’da enformel ekonomi % 20’nin altındadır (Fleming & Roman & Farrell; 2000; s. 395).

Öte yandan enformel sektör istihdamının Hong Kong, Singapur, K. Kore ve Tayvan gibi Uzakdoğu ülkelerinde de arttığı ancak, bu ülkelerde özellikle, enformel faaliyetlerin maliyet tasarrufu sağlayıcı niteliklerinin ön plana çıktığı görülmektedir. Bu şekilde enformel sektör, düşük ücret seviyelerinin ve sosyal maliyetlerden kaçınmanın bir sonucu olarak ortaya çıkmakta ve uluslararası piyasalarda zaman zaman "Kirli Rekabet" olarak bilinen bir rekabet avantajı sağlamaktadır.            

Yeni sanayileşen bu ülkelerde enformel faaliyetler farklılıklar göstermektedir. Sözgelimi, K. Kore ve Singapur'da enformelleşme üzerinde bürokrasinin hakimiyeti belirgin bir rol oynarken, Hong Kong ve Tayvan'da enformel faaliyetler arkadaşlar ve firmalar arasında oluşturulan sosyal ilişkiler ağı ile meydana gelmektedir. Ancak, bu ülkelerin hepsinde enformel sektörün niteliğini saptamada küçük firmalar etkin bir unsur olmaktadır.

Örneğin, Tayvan ve Hong Kong'da çoğu küçük firma deniz aşırı alıcıları için nihai mamul üretimine dayalı bir politika izlemektedir. Böyle bir üretim biçimi, daha uzak mesafedeki piyasalara ulaşmak için küçük ölçekli firmalar arasında işbirliği yapılmasına olanak tanımaktadır (Cheng & Greffi; 1994; s. 215).        

3. Gelişmiş Ülkeler

Enformel sektör tartışmalarının son on yıl içinde gelişmiş sanayi ülkelerinde de artma eğilimine girdiği ve konuyla ilgili araştırmaların son dönemlerde giderek önem kazandığı anlaşılmaktadır.

Araştırmalar, gelişmiş ülkelerde enformel ekonominin toplam milli gelirin % 8–% 30 arasında bir orana ulaştığını göstermektedir. Bu oran hiç kuşkusuz gelişen dünyadaki oranların oldukça gerisindedir, ancak enformel sektörde belirgin bir büyüme trendi gözlenmektedir. Bu, gelişmiş ülkelerde bile enformel sektörün çok yakında küçümsenemeyecek bir büyüklüğe ulaşabileceğini göstermektedir (Fleming & Roman & Farrell; 2000; s. 387).

TABLO

GELİŞMİŞ ÜLKELERDE ENFORMEL EKONOMİNİN MİLLİ GELİRE ORANI

ülke grupları

%

Yunanistan,İtalya,İspanya, Portekiz ve Belçika

24–30

İsveç, Norveç, Danimarka,İrlanda,Fransa, Hollanda, Almanya ve İngiltere

13–23

Japonya, ABD, Avusturya ve İsviçre

8

Kaynak: (Fleming & Roman & Farrell; 2000; p.393).

Nitekim, bazı sanayileşmiş ülkelerde enformel sektörün hacmini saptamaya yönelik bir araştırmada 1990'lı yıllarda Amerika'da 1.7 milyon çalışanın formel sektör dışında istihdam edildiği belirlenmiştir.

Aynı araştırmaya göre, İtalya'da enformel sektörde çalışan işgücü 5 milyon civarındadır. Ayrıca, bu ülkede 2 milyon insan da yaptığı formel işe ilave bir enformel iş yapmaktadır. İngiltere'de ise, 2.5 milyon çalışanın enformel sektörde istihdam edildiği kaydedilmektedir. Tüm bu rakamlar, gelişmiş ülkelerde resmi işgücünün yaklaşık % 10'nun enformel sektörde işgücü olarak çalıştığını ortaya koymaktadır (Harding; 1998; s. 71).   

D. ENFORMEL SEKTÖRÜN NEDENLERİ

Enformel sektörün kökleri genelde ekonominin niteliklerine ve özelde kentsel ekonomi yapılarında meydana gelen değişmelere bağlanmaktadır. Özellikle orta sınıfın azalması, yüksek gelirli meslek gruplarının büyümesi, düşük gelirli nüfusun genişlemesi tüketim yapısı üzerinde önemli etkiler yaratmaktadır.

Enformel sektörün genişlemesini besleyen mal ve hizmet talebi ana ekonomik faaliyetlerden gelmekte ve çoğunlukla daha önce homojen olan orta sınıf piyasalarının bölünmesinden kaynaklanmaktadır. Bu talebin bir diğer kaynağı, formel ekonomide mal ve hizmet satın alamayan düşük gelirli grupların ihtiyaçlarının bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.     

İkinci önemli neden, farklı sektörlerin kar elde etme kapasitelerinde artan eşitsizliktir. Uzmanlık hizmetleri ve finans gibi yüksek kar payı olan sektörler, büyük şehirlerde ticari alanların fiyatını ve diğer işletmelerin maliyetlerini arttırmaktadır. Küçük ve düşük kar oranlı firmaların bu alandaki rekabet yetersizliği, onları, enformel sektör faaliyetlerine itmektedir.

Üçüncü olarak, günümüzde işletmeler, organizasyonlarını büyük şehir merkezlerinde oluşturmayı tercih etmektedirler. Küçük kasabalara gitmeyen bu firmalar, buralarda düşük gelir gruplarının ekonomik büyümesini bir ölçüde engellemektedirler. Bu dengesiz büyüme enformel sektör faaliyetlerinin bu kasaba merkezlerinde gelişmesine yol açmaktadır (Sassen; 1994; s. 2303).         

Enformel sektörü besleyen bir diğer faktör de, göçmen işçi oranlarında meydana gelen artıştır. Ortalama ücretin çok altında çalışmaya razı olan bu işgücünün sendikalaşma eğilimi de, oldukça düşüktür. Böylece, göçmen işçiler, mevcut işgücünün yapısını bozarak, enformel sektörün büyümesinde önemli bir neden teşkil etmektedirler (Zlolniski; 1994 ; s. 2305).            


E. ENFORMEL SEKTÖRÜN GELECEĞI

Enformel sektör faaliyetlerinin gelişen ve gelişmiş ülkelerde yaygınlık kazanma eğilimleri, son yıllarda bu sektörü değerlendirmeye yönelik yeni yaklaşımların ortaya çıkması ile sonuçlanmaktadır. Bu yeni yaklaşımlar, çoğunlukla enformel faaliyetlerin değer yaratan ekonomik unsurlar olduğu sonucunu gündeme getirmektedir. Ayrıca, bu alandaki yeni değerlendirmeler, enformel sektörün gelişen piyasa ekonomilerinin uzun dönemli bir aşaması olduğu sonucuna ulaşmaktadırlar. Global ekonomide yaşanan krizler ve yeniden yapılanma, gelişen ülkelerde karşılaşılan ekonomik durgunluk ve borç krizleri, neo–liberal ekonomi ve politik ideolojilerin yeniden gündeme gelmesi enformel faaliyetlerin gelişmesini desteklemektedir (Rakowski; 1994 ; p.501).

Ayrıca, 1970'li yılların aksine, 1980'li ve 90'lı yıllarda enformel faaliyetleri tanımlamaya yönelik yeni kavramların geliştirildiği görülmektedir. Daha önce kullanılan ekonomik dualizm, geçici faaliyetler, önemsiz mal üretimi, marjinalite ve geleneksel sektör gibi terimler terk edilmekte, onun yerine, enformel sektör, enformel ekonomi, fason imalat, mikro işletmeler ve yeraltı ekonomisi gibi kavramlar kullanılmaktadır. Buna bağlı olarak, enformel faaliyetlerde istihdam edilen işgücü, fakir, korunmamış, enformel, girişimciler ve nedensiz işgücü gibi tanımlamalarla adlandırılmaktadır (Rakowski;1994 p.502) .            

Enformel sektöre yönelik bu değişim, enformel sektörün politik kadrolar arasında, işsizlik ve fakirlikle mücadelenin bir aracı olarak benimsenmesine neden olmaktadır. Böylece, 1970'li yılların aksine, enformel sektöre yönelik bilimsel ve politik değerlendirmeler, bu sektörü ortadan kaldırmaya değil, enformel sektörü ıslah etmeye ve kontrollü bir büyüme olanağı sağlamaya dönüşmektedir.


II. TÜRKİYE’DE ENFORMEL İSTİHDAM

A. ENFORMEL SEKTÖRÜN BOYUTLARI

1. Enformel Sektörün Yapısı

Türkiye’de istihdamın çok önemli bir niteliğini de enformel istihdamın genişliği oluşturmaktadır. Toplam işgücü içinde tarım sektörünün oranının yüksekliği ve bu sektörde esas itibariyle üretimin ve çalışma ilişkilerinin hiçbir iş ve sosyal güvenlik yasasına tabi olmaması buradaki istihdamın niteliğini belirleyen önemli unsurlardır. Özellikle tarım sektöründe ücretsiz aile yardımcılarının kayıtsız olma niteliği dikkati çekici bir tartışma alanı oluşturmaktadır.

Türkiye’de enformel sektörün toplam ekonomik büyüklüğün yarısına yaklaştığı özellikle kentsel metropol alanlarında enformel istihdam oranının % 60’ları aştığı kaydedilmektedir. Bu niteliği ile ülkemizde ekonomik sektörlerde elde edilen gelirlerin yarısı enformel bir nitelik taşımaktadır. Özellikle yüksek bir göç alan İstanbul gibi metropollerde çalışanların yarısından fazlasının kayıt dışı çalışma olarak kabul edilen enformel istihdam biçimlerini tercih ettiklerini ve ağırlıklı olarak seyyar satıcılığın ya da işportacılığın yaygınlaşan bir meslek alanı haline geldiği gözlenmektedir (Ekin; 1995; s. 59).

Ülkemizde enformel ekonomi ve enformel istihdamın büyüklüğünü belirlemeye dönük çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Örneğin 1994 yılında gerçekleştirilen çalışmada Ekim 1994 dönemi Hane Halkı İşgücü Anketi sonuçları esas alınmış ve sonuçta kentsel alanlardaki işyerlerinin % 38’inin enformel biçimde faaliyet gösterdiği saptanmıştır. 1995 yılındaki bir araştırmada ise, tarım dışı sektörde enformel biçimde çalışanların büyüklüğünün 1.6 milyon civarında olduğu belirlenmiştir. Başka bir araştırmada ise, enformel nitelikli istihdamın büyüklüğü kentsel alanlarda % 26 iken, tarım dışı ekonomik büyüklüğün % 16’sı enformel niteliklidir.

1996 yılında DPT tarafından ücretli/ücretsiz çalışan ayrımı karşılaştırılmasına dayanılarak yapılan bir araştırmada ise, enformel sektörün büyüklüğüne yönelik bir çalışma yapılmıştır. Buna göre Türkiye’de tarım dışı ekonomik büyüklüğün % 40’ı enformeldir.

Aslında bu verilerin gerçeği tam olarak yansıtmadığını ileri süren bazı araştırmacılar, Türkiye’de 10–14 yaş grubu çocukların % 24’ünün istihdam edildiğinin ve bunların yasal sınırlamaların dışında olması nedeniyle enformel biçimde çalıştırıldığını dolayısıyla toplama enformel istihdamın sanılanın aksine çok daha büyük boyutlarda olduğunu belirtmektedirler (Ekin; 2000; s. 244).

2. Enformel Sektörün Büyüklüğü

DİE her yıl üç ayda bir sonuçlarını açıkladığı Hane Halkı İşgücü Anketlerinde enformel sektörle ilgili temel verileri yayınlamaktadır. Ayrıca 2000 yılında “Kentsel Yerler Küçük ve Şirketleşmemiş İşyerleri Anketi” yapılmış ve geçici sonuçlar da açıklanmıştır.

2001 yılı Hane Halkı İşgücü Anketinde istihdam edilenlerin;

·          % 27.7'si yaptığı işten dolayı Sosyal Sigortalar Kurumu'na,

·          % 10.5'i Emekli Sandığı'na,

·          % 11.1'i ise Bağ–Kur'a kayıtlı iken,

·          % 50.5'i herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna kayıtlı değildir.

Buna göre, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna kayıtlı olmadan çalışanların % 63.4'ünü erkekler oluşturmaktadır. Bir sosyal güvenlik kuruluşuna kayıtlı olmaksızın istihdam edilenlerin oranı kentsel yerlerde % 32.8 iken, kırsal yerlerde bu oran % 72.8'dir.

2001 yılı IV. Dönem HİA sonuçlarına göre Türkiye genelinde enformel sektörde kendi hesabına veya işveren olarak çalışanların sayısı 1 milyon 175 bindir.

Enformel sektörde kendi hesabına veya işveren olarak çalışanların işyeri büyüklüğünden hareketle; ücretli, yevmiyeli veya ücretsiz aile işçisi olarak enformel sektörde çalışanların sayısı 547 bin kişi olarak tahmin edilmiştir. Enformel sektörde çalışanların büyük bir çoğunluğunu kendi hesabına veya işveren olarak çalışanlar oluşturmakta, bu da enformel sektör faaliyetlerinin çoğunlukla iş sahibine istihdam yaratmak amacıyla gerçekleştirildiğini göstermektedir.

Sonuç olarak, Türkiye genelinde kendi hesabına çalışanlarla yevmiyeli ve ücretsiz aile işçilerinin toplamı dikkate alındığında enformel sektörde tahmini olarak 1 milyon 722 bin kişinin çalıştığı sanılmaktadır. Enformel sektörde çalışanların toplam tarım dışı sektörde çalışanlar içindeki payının Türkiye genelinde % 12.9, kentsel yerlerde % 11.7 ve kırsal yerlerde ise % 17.6 olduğu tahmin edilmektedir.


B. ENFORMEL SEKTÖRÜ DOĞURAN KOŞULLAR

Türkiye’de hızla artan nüfus, göç ve kentleşme, enformel sektörün gelişmesi için uygun bir ortam yaratmaktadır. Bunun yanında, yüksek vergi ve sosyal güvenlik primleri, bürokratik engeller, düzenleyici yasalardan ve idari yüklerden kaynaklanan sorunlar, işgücü piyasasına İlişkin mevzuatın eksikliği, sanayiinin yapısı ve küçük ölçekli işyerlerinin ağırlıklı niteliği, zayıf rekabet gücü gibi faktörler enformel çalışmanın kapsamı ve boyutunu etkileyen diğer faktörler arasında yer almaktadır.

Türkiye’de bürokratik ortam çalışmaya ve çalıştırmaya engel olmaktadır. Bir şirketin kurulması işlemleri 2,5 ayda tamamlanmakta; bir yatırımın sonuçlanması için ise 172 imza gerekmektedir (TİSK; 2001; s. 10).

Küçük işletmelerin yaygınlığı, izlemeyi ve denetlemeyi zorlaştırdığı için, bu durumu, bu nitelikli işletmelerin kayıt dışı faaliyetlerini kolaylıkla göstermesine imkan vermektedir.

Vergi yükü, kayıp ve kaçağı enformel ekonominin önemli bir unsurudur. Türk vergi sisteminin içerdiği istisna ve muafiyetlerin fazlalığı, yarattığı bürokrasi, vergi idaresinin yeterince etkinliğe kavuşmamış olması ve vergi denetiminin sınırlı kalması enformel ekonominin oluşumunda etkili olmaktadır.

İstihdama yönelik yasal yükümlülüklerin toplam işgücü maliyeti içinde önemli bir paya sahip olması kayıt dışı istihdamı artırmaktadır. Türkiye’de toplam işgücü maliyeti içinde işverenlerin ücret dışı (overhead) maliyetleri % 18 ile OECD ortalamasına (% 19) çok yakındır. AB ortalaması % 25’tir. Yeni sanayileşen dört Asya ülkesinde (Kore, Hong–Kong, Singapur, Tayvan) ve Meksika’da bu oran % 12’dir. Türkiye’de ücret dışı yükler gelişmiş ülkelere yakın düzeylerdedir. Ancak gelişmekte olan ve rekabet ettiğimiz ülkelerle kıyaslandığında Türkiye’de ücret dışı yüklerin yüksek olduğu görülmektedir (Hakan, 1998;
s. 128).

C. ENFORMEL SEKTÖRÜN ÖZELLİKLERİ

Kentsel Yerler Küçük ve Şirketleşmemiş İşyerleri Anketi’ne göre Enformel sektörde çalışanların büyük çoğunluğunu 31–40 yaş grubu oluşturmaktadır (% 30). Enformel sektörde çalışanların oranı, kırk yaşına kadar artarken, bu yaştan sonra hızla azalmaktadır. Kırk yaşından sonra özellikle enformel sektörde istihdam edilen kadınların sayısındaki azalma çok daha fazladır.

Enformel sektörde kendi hesabına veya işveren olarak çalışanların büyük çoğunluğunu yine 31–40 yaş grubu oluşturmaktadır. Bu işe başlamadan önce iş sahiplerinin % 44’ünün başka bir işyerinde ücretli veya çırak, % 16’sının ise başka bir işyerinin sahibi veya ortağı olarak çalıştığı dikkate alındığında; Enformel sektörde faaliyet gösteren işyeri sahiplerinin çoğunlukla belli bir iş deneyiminden sonra bu sektöre girdikleri söylenebilir.

Enformel sektörde ücretli olarak çalışanların büyük çoğunluğunu ise gençlerin oluşturduğu dikkati çekmektedir. Bu sektörde ücretli çalışanların % 78’i otuz yaşın altındadır. Enformel sektörde ücretli çalışanların yaş ortalamasının düşük olması, işyeri sahiplerinin yanlarında genç yaş grubundaki kişileri istihdam etmeyi tercih ettiklerini göstermektedir.

D. İSTANBUL’DA ENFORMEL SEKTÖR

Türkiye’de yaşanan enformel sektör gerçeğinin en belirgin yansıması özellikle metropol niteliği taşıyan kentsel alanlarda gözlenmektedir. On binlerce seyyar satıcısı, işsizi, simitçisi ve işportacısı ile kentler giderek yoğunlaşan bir enformel istihdam yapısına bürünmektedir.

Mevcut veriler kentlerde ve özellikle İstanbul’da enformel istihdamın giderek derinleştiğini, kökleştiğini ve meşru bir sektör konumuna dönüştüğünü göstermektedir. Bir çok veri kentlerde enformel sektörün yani vergi vermeden ve sosyal güvenlik sistemine dahil olmadan çalışanların toplam sayısının 10.5 milyona ulaştığını bildirmektedir (Ekin; 2000;
s. 247).

Özellikle 1980’li yıllarda belirgin biçimde hızlanan çarpık kentleşme ve yoğun göç olgusu enformel ekonominin beslenmesine ve giderek kayıtlı ekonomiye paralel bir ekonomik büyüklük oluşturmasına yol açmaktadır. İşportacılık yaparak yaşamını kazanan yüz binlerce insan adeta yeni bir çalışma kültürü yaratmaktadır.

Enformel işgücünün en yoğun olduğu İstanbul’a her yıl 500.000 kişi göç etmektedir. Bunların yaklaşık yarısının işini sokakta bulduğu ve Eminönü, Aksaray ve Beyazıt gibi ekonomik açıdan kentin önemli noktalarında işportacılığı bir meslek olarak benimsedikleri anlaşılmaktadır.

Sokak ekonomisinin en faal işkolu olarak işportacılık Eminönü ilçesinde büyük rakamlara ulaşmaktadır. Bu kişiler resmi kurumlar tarafından da bir ülke gerçeği olarak kabul edilmekte, adeta örtülü bir şekilde teşvik edilmektedir (Ekin; 2000; s. 248).


 

 

III. ARAŞTIRMANIN AMAÇ VE YÖNTEMİ

A. ARAŞTIRMANIN KAPSAMI

Türkiye’de istihdamın çok önemli bir özelliğini enformel istihdamın büyüklüğü oluşturmaktadır. Özellikle İstanbul gibi metropol alanlarda kentsel işgücü içinde enformel sektör oranının yüksekliği ve bu sektörde esas itibariyle üretimin hiçbir mali ve sosyal güvenlik yasalarına tabi olmaması, buradaki istihdamın çarpıcı yapısını belirleyen önemli unsurlar olarak görülmektedir. Artan göç olgusu bu sektörün giderek genişlemesine yol açmaktadır. Böylece kentsel formel alanlarda iş bulamayan geniş kitleler işportacılık biçimindeki enformel (kayıtdışı) çalışmaya yönelmektedirler. DPT tarafından ücretli/ücretsiz çalışan karşılaştırmasına dayanılarak yapılan hesaplamalara göre kayıt – dışı istihdamın büyüklüğü İstanbul’da toplam istihdamın % 40’ına ulaşmaktadır. Bu oranın önemli bir kısmı kendini işportacılık biçiminde göstermektedir

Resmi nitelikli bu veriler, kayıt–dışı istihdamın giderek daha da derinleştiğini göstermektedir. Nitekim, birçok araştırmada, İstanbul’da kayıt – dışı sektörün, yani vergi vermeden ve sosyal güvenlik sistemine dahil olmadan çalışanların toplam sayısının milyonlara ulaştığı tespiti yapılmaktadır.

Öte yandan, İstanbul’da 1990’lı yıllarda enformel istihdamın en yaygın biçimi olan işportacılık gittikçe daha büyük bir kesimin çalışma ve gelir elde etme biçimi olmaya başlamıştır. Bu istihdam, geçici, katlanılan bir fedakarlık değil, bir çalışma ve yaşama biçimi olma özelliğinin giderek süreklilik kazandığı bir yapıya dönüşmektedir. Özellikle, Eminönü gibi ekonomik etkinliği yüksek bölgelerde hızla artan nüfus yoğunluğu ve çarpık kentleşme, formel sektör istihdamının sınırlı büyümesi, istikrarsız–güvensiz–düşük ücretli sektörlerde çalışmayı ve gelir elde etmeyi yüzbinlerce yığınların bir kaderi haline getirmektedir.

 Böylece, uzun yıllar formel sektörlere geçmek için bir “bekleme odası” olarak düşünülen bu sektör, artık kentsel istihdamın yapısal bir özelliği haline gelmiş ve geniş kitlelere büyük ölçüde, üretime katkı yapmadan, geliri paylaştıran istihdam biçimleri içinde yaşama ve çalışma olanağı sağlamıştır.

Sonuçta, gecekondulaşma ile bütünleşen ve onun özelliklerine çok benzeyen bir istihdam yapısı ortaya çıkmıştır. Türkiye’de enformel ekonominin genişlemesiyle enformel istihdam da toplam işgücünün % 40’ına varan bir büyüklüğe ulaşmıştır. Belki bunların hepsinden de önemli olarak, kentsel enformel istihdam, formel ve enformel sektörler arasındaki haksız rekabetin de temel kaynağını oluşturmuştur.

Böylece İstanbul gibi çarpık kentleşmenin ve yoğun göçün yaşandığı bölgelerde en önemli istihdam sorunları enformel sektörde ortaya çıkmakta, kentleşen nüfusun giderek daha büyük bir kısmı düzensiz, yasal korumadan uzak, örgütsüz ve üretkenliği düşük alanlarda çalışmak zorunda kalmaktadır. Bu süreçte bağımlı çalışan işçilerin yerine, kırsal kesimi taklit edercesine bağımsız veya ücretsiz aile işçisi olarak çalışma yaygınlaşmaktadır.

Enformel sektörün bazı özellikleri, zaman, zaman bu sektörü geleneksel kırsal kesim istihdam biçimlerine yaklaştırmakta, aile işletmelerinin enformel istihdamdaki yaygınlığı, göç yoluyla kırsal kesimden gelen kentsel yığınlarda nüfus artış hızlarının düşmesini ertelemekte ve geciktirmektedir. Kuşkusuz, bu nüfus artışına bağlı emek piyasası özellikleri, sonuçta enformel sektörün daha da hızlı bir biçimde büyümesine neden olmaktadır.

İstanbul’da giderek bozulan gelir dağılımı ve artan yoksulluk karşısında, çalışanlar kendi sorunlarına bizzat kendileri bazı çözümler üretmekte ve ilave bir işte enformel olarak çalışmaktadırlar. Örneğin, Eğitim, Bilim ve Kültür Emekçileri Sendikası’nca yapılan bir araştırmada, İstanbul’da öğretmenlerin % 70'inin ek bir iş yaptığı ve bunların önemli bir kısmının da seyyar satıcılıkla uğraştığı tespit edilmiştir.

İstanbul’da özellikle, gelir yetersizliği ve gelirlerdeki reel düşmeler karşısında bağımlı çalışanların kendiliklerinden bazı ek işler oluşturdukları bilinmektedir. Kaldı ki, “ilave işçi” (additional workers) niteliği taşıyan çocuk, kadın ve yaşlıların aile bütçesine katkı amacıyla, enformel nitelikli emek piyasasına katıldıkları da görülmektedir.

Araştırma bu amaç doğrultusunda, Eminönü ilçesindeki enformel çalışma niteliği taşıyan işportacıların durumunu incelemek ve konuyu ekonomik/sosyal boyutları ile ortaya koymayı hedeflemektedir. Araştırma kapsamında; işportacıların sosyolojik yapısı, aile özellikleri, mesleki nitelikleri ve mesleğe ilişkin görüşleri ile geleceğe ilişkin görüşleri analiz edilmiştir.

B. ARAŞTIRMANIN YÖNTEMİ

1. Metod

Araştırma mülakat ve anket metodu kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Resmi kaynaklardan edinilen verilere göre, Eminönü ilçesinde enformel biçimde çalışan 3000 civarında satıcı bulunmaktadır. İstatistiksel teknikler esas alınarak enformel satıcılar ile anket yapılarak, anket sonuçları yerel sorumlular, akademik uzmanlar ve ekonomik nitelikli sivil toplum örgütleri ile tartışılarak zenginleştirilmiştir.

Araştırma, çalışmanın amacına göre Alt Ana Kütle Analizlerine dayalı olarak (Sub–group Analysis) gerçekleştirilmiştir. Bu şekilde, hedef kütleden, kantitatif araştırma tekniklerinden “Yüz – Yüze Görüşme Tekniği” (Face to–Face Interview) kullanılarak gerekli bilgiler elde edilmeye çalışılmıştır. Söz konusu teknik, Analitik Araştırma Modeli kapsamında ele alınarak uygulanmıştır.

2. Örneklem Plan

Çalışma yukarıda belirtilen araştırma tasarımı ile paralel olarak geliştirilen bir örnekleme tasarımı çerçevesinde ele alınarak uygulanmıştır.

3. Örneklem Tasarımı

Araştırma Eminönü bölgesinde işportacılık yapanları kapsamıştır. Hedef kitlenin bu şekilde belirlenmesinin amacı, İstanbul’da özellikle ticari hayatın yoğun olduğu ilçelerin başında gelen Eminönü ilçesindeki enformel sektörün yapısını, genişliğini ve bu yapının sürekliliğini analiz etmektir.

4. Örneklem Yöntemi

Çalışma kapsamında “Örnek Seçim Tekniği” (Sample Selection Method), “Bir Aşamalı Örnekleme Yöntemi’ kullanılmıştır. Söz konusu yöntemin uygulanmasında “Olasılık Hesaplarına Dayalı Olan” ve “Olasılık Hesaplarına Dayalı Olamayan Yöntemler” bir arada ele alınarak kullanmıştır. Tercih edilen yöntemin seçiminde temel kriter, adı geçen yöntemin “temsil edicilik açısından” içerdiği faydalardan kaynaklanmaktadır.

5. Örneklem Büyüklüğü

Araştırma kapsamında toplam 180 işportacı ile anket yapılmıştır. Çalışmada kullanılan Örnek Büyüklüğü n=180 olarak % 95 güven düzeyi kriteri ve % 1,8 tahmin farkı dikkate alınarak belirlenmiştir. Söz konusu büyüklüğün saptanmasında “Basit Tesadüfi Örneklem Tekniği” kapsamında “Örnek Büyüklüğü Belirleme Yöntemleri” kullanılmıştır.


IV. ARAŞTIRMA SONUÇLARI

A. DENEKLERİN SOSYOLOJİK YAPISI

1. İşportacıların Orijini

Tablo I’de ankete katılan deneklerin doğum yerleri görülmektedir. Veriler, işportacıların ağırlılık olarak az gelişmiş bölgelerden geldiğini göstermektedir. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yer alan illerden gelenlerin ağırlıklı yer tuttuğu anlaşılmaktadır.

TABLO I:

Orijinleri

 

Doğum Yeri

%

 

%

Adana

3,33

Kocaeli

1,11

Adıyaman

5,56

Konya

3,33

Ağrı

2,78

Malatya

17,22

Ankara

1,67

K. Maraş

1,11

Antalya

1,11

Mardin

1,67

Bingöl

0,56

Niğde

0,56

Bitlis

0,56

Ordu

0,56

Çankırı

0,56

Sakarya

1,11

Çorum

1,11

Samsun

2,22

Diyarbakır

2,78

Siirt

1,11

Edirne

0,56

Sinop

1,67

Elazığ

1,11

Sivas

4,44

Erzincan

0,56

Tekirdağ

1,11

Erzurum

1,67

Tokat

3,89

Eskişehir

0,56

Trabzon

3,33

Gaziantep

1,11

Tunceli

3,33

Giresun

0,56

Şanlıurfa

2,22

Gümüşhane

0,56

Van

0,56

Hatay

1,11

Aksaray

1,67

Isparta

0,56

Ardahan

0,56

İstanbul

7,22

Iğdır

0,56

Kars

3,33

Osmaniye

0,56

Kastamonu

0,56

Toplam

100

Kayseri

6,67

 

 

 

Diyarbakır, Kayseri, Malatya ve Sivas gibi nispeten geri kalmış bölgelerde ki işsizlik baskısı büyükşehirlere göçü zorlamakta, bu da, metropol alanlarında işportacılık mesleğinin hızla yaygınlaşmasına yol açmaktadır.

Dikkat çeken bir diğer nokta İstanbul orijinli olanların oransal değerinin azımsanmayacak ölçüde yüksek olmasıdır (% 7.22). Bu oransal değer, İstanbul’da özellikle gecekondu semtlerinde doğanların yeterli eğitim olanaklarından yararlanamadıklarını ve işportacılık yapmaya yöneldiklerini göstermektedir.

2. Deneklerin Yaş, Cinsiyet ve Medeni Durumları

Tablo II’de işportacıların yaş, cinsiyet ve medeni durumları itibariyle dağılımları görülmektedir. İstatistiki değerlere göre, ülkemizde işportacıların yaklaşık % 80’i aktif çalışma grubu kapsayan 20–44 yaş grubu arasındadır. Bu, işportacılığın geçici olarak yapılan bir iş olmadığını teyit etmektedir. Nitekim, düzenli bir işe geçme yaşı olan 20’ler ve emeklilik yaş grubu olarak kabul edilen 50’li yaşlardaki kişilerin toplam işportacılar içindeki oranı oldukça sınırlıdır (toplam % 6 civarında).

TABLO II: İŞPORTACILARIN YAŞGUPLARI, CİNSİYET ve MEDENİ

Yaş

%

Cinsiyet

%

Medeni Hal

%

15 – 19

5,56

Erkek

98,33

Evli

66,67

20 – 24

15,56

Kadın

1,67

Bekar

33,33

25 – 34

43,33

Toplam

100

Toplam

100

35–44

23,89