|
T.C.
Başbakanlık
Başbakanlık
Özürlüler İdaresi Başkanlığı
Özürlülük Eğitimi - Cinsel Eğitim
Zihinsel Özürlüler
ve Cinsellik
Katkıda Bulunanlar
Ahmet ERBAĞCI - Ali SEYYAR Ayten UYSAL - Ayten YAKUT - Binnaz
ESEN KIRAN - Burcu ÇAKALOZ - Emine AHMETOĞLU - Ferhunde ÖKTEM - Gönül
ERKAN - Hasan Can OKTAYLAR - İsmihan ARTAN - Meltem ERDEMLİ - Mesut BAŞ
- Nalan YILMAZ - Nilgün KÜÇÜKKARACA - Özlem ERSOY - S. Sunay YILDIRIM
DOĞRU - Şerife YÜCESOY - Tümer TÜRKBAY - Z.Gül ERCAN
İÇİNDEKİLER
Sunuş
Zihinsel Özürlü
Gelişim Dönemleri v e Özellikleri
1. Çocukluk Dönemi Gelişim Özellikleri
·
Bebeklik Dönemi
·
İlk Çocukluk Dönemi
·
Son Çocukluk Dönemi
2. Ergenlik dönemi gelişim özellikleri
Ergenlik Nedir ?
Ergenlik Çağı Ne Zaman Başlar?
Ergenlik Döneminin Özellikleri Nelerdir?
1.Bedensel Özellikler
a. Erkeklerde
b. Kızlarda
2.Zihinsel Özellikler
3.Duygusal Özellikler
4. Sosyal Özellikler
3. Yetişkinlik dönemi gelişim özellikleri
a. Gençlik Dönemi
b. Yetişkinlik Dönemi
c. Yaşlılık Dönemi
Cinsel Gelişim ve Özellikleri
1. Çocukluk Dönemi Cinsel Gelişim
a. Bebeklik Dönemi
b. İlk Çocukluk Dönemi
c. Son Çocukluk Dönemi
2. Ergenlik Dönemi Cinsel Gelişim
a. Erkeklerde Cinsel Gelişimin Belirtileri
b. Kızlarda Cinsel Gelişimin Belirtileri
3.Yetişkinlik Dönemi Cinselliği
Cinsellik
Cinsel İstismar
Cinsel İstismar Çocuğu Nasıl Etkiler ?
Cinsel İstismar Nasıl Teşhis Edilir ?
Cinsel İstismar Sonrası Nasıl Uyum Sağlanır ?
Neler Yapılmalı ?
Cinsel Eğitim
Cinsel Eğitim İçin Doğru Zaman
Cinsel Eğitimde Yapılan Hatalar
Cinsel Eğitimde Dikkat Edilmesi Gerekenler
Aileler İçin
Çalışmaya ve Kitapçığın Oluşumuna Katkıda
Bulunanlar
SUNUŞ
2002 Türkiye Özürlüler Araştırması sonuçlarına göre,
özürlü olan nüfusun toplam nüfus içindeki oranı % 12.29’dur. Bu oranın %
0.48’ini zihinsel özürlüler oluşturmaktadır.
Zihinsel özürlü nüfusun;
§
% 20.54’ü eğitilebilir
§
% 26.49’u öğretilebilir
§
% 18.32’si ağır
§
% 19.66’sı çok ağır olarak dağılım
göstermektedir..
Yoğun olarak 20-29 yaş grubunda görülen zihinsel
özürlü nüfusun % 0.58’i erkek, 0.38’i kadın olup, çoğunluğu kırsal
kesimde yaşamaktadır.
Zihinsel özürlülerin en belirgin özelliği, gelişim
hızlarının yaşıtlarından yavaş olmasıdır. Bununla birlikte, cinsel
gelişim de tüm gelişim alanlarında olduğu gibi, normal gelişim gösteren
bireylerle aynı sırayı izler.
Cinsellik, bireyin kendi cinsel kimliğini kabul
etmesi, cinsinin gereği olarak, karşı cinsle ilgilenmesidir. Genelde
insanlar kimliklerinin önemli bir bölümünü oluşturan cinsellik konusunda
bilgi vermekten, bilgi almaktan kaçınırlar ve ifade etmekte zorlanırlar.
Oysa bireylerin cinsel bilgilere de ihtiyaçları vardır. İlk cinsel
ilgiler, sadece cinsel içerikli değil tüm çevreyi kapsayan geniş bir
merakın bir kısmıdır. Çocuğun cinsel konulardaki merakı dünyayı tanıma
ihtiyacından doğar. Bu merak, çocuğun diğer merakları gibi yerinde ve
sağlıklıdır.
Çocuklara cinsellikle ilgili bilgiler verilmediğinde
gerçekleri kendileri bulmaya çalışırlar. Bu durumda, anne babanın
istemediği kişilerden bilgi edinebilirler. Gözetleme, takip etme gibi
yollara başvurabilirler. Yaşıtlarından bilgi alabilirler veya kendi
başlarına denemeler yapabilirler. Tüm bu durumlarda yanlış sonuçlara
bilgilere ulaşma olasılıkları çok yüksektir. Bu da, ileride
geliştirecekleri cinsel davranışlarda çekingenlik, suçluluk, korku,
utanç, kızgınlık ve tutukluğa yol açabilir.
Toplumdaki cinsel tabular nedeniyle bireyin yeterince
bilgilendirilmemesi, bu konudaki soruların geçiştirilmesi ve “ayıp”
konular olarak kabul edilmesi önemli bir sorunlardan biridir. (İster geç
gelişim gösteren, ister normal gelişim gösteren çocuklar olsun) Normal
gelişim gösteren veya geç gelişim gösteren tüm çocuklar, bu konuda
bilgilenme hakkına sahiptirler.
Cinselliğin karmaşıklığını anlamakta ve bunu
yaşamlarına geçirmekte yardıma gereksinimleri olan zihinsel özürlülere,
tüm bireylerde olduğu gibi cinselliği keşfetmeleri, kendi
cinselliklerini olumlu şekilde ifade etmeleri ve cinselliği sağlıklı
biçimde yaşamaları için fırsat verilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, yeterli cinsel bilgiye sahip olmayan zihinsel
özürlülerin, cinsel istismarı da içeren tüm istismar biçimlerine diğer
bireylere göre daha fazla maruz kaldığı ve aynı zamanda cinsel yolla
bulaşan hastalıklara yakalanma ya da gebe kalma riskinin arttığı
bilinmektedir.
Genellikle toplumdan soyutlanan, sosyal ortamların
dışında kalan ve yaşamları birine bağımlı olan z Zihinsel özürlülerin
bireylerin, cinsel bilgi ve deneyimlerini diğer bireyler gibi aileleri,
yaşıtları ve okulun yardımı ile paylaşma ve sosyalleşme içinde
bilgilerini geliştirme şansları bulunmamaktadır. Bu nedenle, zihinsel
gelişim düzeyine uygun olarak verilen cinsel bilgilere daha çok
ihtiyaçları gereksinimleri vardır.
Anne-baba, zihinsel özürlü olsun olmasın tüm çocuklar
ı için en uygun danışma kaynağıdır. Her çocuğun kendi cinselliğiyle
ilgili bir takım soruları ve sorunları olacaktır. Değişik kaynaklardan
çelişkili değişik çeşitli mesajların verildiği bu konuda, en doğru
bilgilendirmenin öncelikle aileler tarafından yapılması gerekir.
§
Aileleri zorlayan durumlardan biri de büyüyen
ve gelişen çocuğunun kendi cinselliğiyle ilgili merakları ya da yaşadığı
sıkıntılardır. Cinsellikle ilgili sorular karşısında kimi zaman
hazırlıksız yakalanan aileler; kaygıya kapılabilir, neyi, nereye kadar
ve nasıl aktarabileceğini şaşırabilirler. Ancak, hazırlıklı olmak, çocuk
ve aile açısından zor olan bu dönemin daha rahat atlatılmasına yardımcı
olacaktır.
Bununla birlikte cinsellikle ilgili en doğru bilgi
paylaşımının; aile, okul ve bireyler arasında kurulacak iyi bir
iletişimle etkili ve verimli olabileceği dikkate alındığında, zihinsel
özürlülere yönelik olarak hazırlanacak eğitim programlarının da örgün
veya yaygın eğitim sisteminde uygulamaya geçirilmesi başlatılması
gerekmektedir.
Aileleri zorlayan durumlardan biri de büyüyen ve
gelişen çocuğunun kendi cinselliğiyle ilgili merakları ya da yaşadığı
sıkıntılardır. Cinsellikle ilgili sorular karşısında zaman zaman
hazırlıksız yakalanan aileler; kaygıya kapılabilir, neyi, nereye kadar
ve nasıl aktarabileceğini şaşırabilirler. Ancak, hazırlıklı olmak, çocuk
ve aile açısından zor olan bu dönemin daha rahat atlatılmasına yardımcı
olacaktır.
Bu kitapçığın amacı, okuyucuya, cinselliğin
biyolojik, fizyolojik, psikolojik ve sosyal boyutlarına, bireyin gelişim
dönemlerine, cinsel gelişimine ve bunların zihinsel özürlülerdeki
farklılıklarına ilişkin gerekli temel bilgileri sunmak, ihtiyaç
hissettikleri noktalarda bu bilgileri kullanmalarını sağlayacak temeli
oluşturmaktır.
Bu alanda bir başlangıç olan kitapçığın
hazırlanmasına katkı verenlere teşekkür eder, aileleri bilgilendirerek
yol göstermesini ve kullanıcıları yeni çalışmalara yöneltmesini dileriz.
Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı
Zihinsel Özürlü
Zihinsel özürlüler; gelişim süreci içerisinde genel
zihinsel işlevlerde normallere göre önemli derecede gerilik ve uyumsal
davranışlarda yetersizlik gösterirler. Zihinsel işlevlerin in önemli
derecede ortalamanın altında olması; onların iletişim, öz bakım, ev
hayatı, sosyal beceriler, toplumsal hayata katılım, inisiyatif kullanma,
sağlık ve güvenlik, işlevsel akademik beceri, boş zamanı değerlendirme
ve iş alanlarının iki ya da daha fazlasında sınırlılık göstermesine
neden olur.
Zihinsel özürlülerin zeka yetenekleri, takvim
yaşlarının altındadır. Zihinsel özürlülerde genellikle dikkat ve bellek
sorunları, sosyal yetersizlik, olgunlaşmanın gecikmesi ve gelişim
dönemlerinde duraklamalar görülür.
Zihinsel özürlüler, aynı özelliklere sahip bireyler
değildir. Kendi içlerinde önemli bireysel farklılıklar gösterirler. Bu
farklılık nedeniyle, sınıflandırılmasına ihtiyaç duyulmuş ve bilimsel
çalışmalar sonucunda zeka düzeyine, öğrenme yetersizliğine ve zihinsel
işlevlere göre çeşitli sınıflandırmalar yapılmıştır. Bu kitapçıkta en
yaygın sınıflamalar olan, zeka düzeyine göre yapılan sınıflama ile
eğitsel sınıflamaya yer verilmiştir.
1. Zeka Düzeyine Göre Yapılan Sınıflama: Bu
sınıflamada, zihinsel özürlüler zeka bölümlerine göre dört grupta ele
alınmaktadır.
§
Hafif Derecede Zihinsel Özürlüler (Zeka Bölümü
75-55 ya da 70-50)
§
Orta Derecede Zihinsel Özürlüler (Zeka Bölümü
55-40 ya da 50-35)
§
Ağır Derecede Zihinsel Özürlüler (Zeka Bölümü
40-25 ya da 35-25)
§
Çok Ağır Derecede Zihinsel Özürlüler ( Zeka
Bölümü 25-5 ya da 25-0)
2.Eğitsel
Sınıflama: Bu sınıflamada, zihinsel özürlüler zeka
bölümleri dikkate alınarak genellikle üç grupta ele alınmaktadır.
§
Eğitilebilir Zihinsel Özürlüler : Zeka bölümü, çeşitli
ölçeklerde sürekli olarak 45 ile 75 arasında olup temel okuma, yazma, ve
sayma becerilerini öğrenebilecek olan zihinsel özürlüleri kapsamaktadır.
Bu çocukların dikkat süreleri sınırlı, motor gelişimleri normal gelişim
gösteren yaşıtlarına yakındır. Sözel yönlendirmeleri anlarlar ve sosyal
uyumda fazla güçlük yaşamazlar.
§
Öğretilebilir Zihinsel Özürlüler : Zeka bölümü çeşitli
ölçeklerde sürekli olarak 25 ile 45 arasında olup temel okuma, yazma, ve
sayma becerilerini öğrenmede sorun yaşayan zihinsel özürlüleri
kapsamaktadır. Özel eğitime ve rehabilitasyona ihtiyaçları vardır. Eğer
eğitim alırlarsa, günlük yaşam aktivitelerini, öz bakım becerilerini ve
sosyal davranışları öğrenebilirler. Motor gelişimlerinde gerilikler
görülebilir.
§
Ağır
ve Çok Ağır Zihinsel Özürlüler (Klinik Bakıma Muhtaç) (Zeka Bölümü 25-5)
: Zeka bölümü çeşitli ölçeklerde sürekli olarak 0 ile 25
arasında olup sosyal yaşama kesinlikle uyum sağlayamayan, başkalarına
tamamen bağımlı olan ve sürekli bakıma muhtaç zihinsel özürlüleri
kapsamaktadır.
Zihinsel özürlüleri normal gelişim gösteren
bireylerden ayıran en belirgin özellik öğrenme yeteneklerindeki
geriliktir. Zihinsel özürlüler, genellikle konuları algılamada ve akılda
tutmada güçlük yaşarlar. Öğrendikleri bir bilgiyi yaşamlarında
karşılaştıkları her duruma aktarmada güçlük çektikleri için özel yardıma
ihtiyaç duyarlar. Bir durumdan, diğerine kolayca genelleme yapamazlar.
Bu nedenle her konunun ayrı ayrı öğretilmesi gereklidir. Zihinsel özrün
derecesi arttıkça, öğrenmede bir başkasının yardımına daha da fazla
gereksinim duyulur.
Öğrendiği bilgiyi bir diğer duruma aktarabilmesi için
özel yardıma ihtiyaç duyarlar.
Dikkat ve ilgi süreleri kısa ve dağınık olduğu için,
öğrenmeleri ağır ve uzun sürelidir. Zaman gibi soyut kavramları geç ve
güç anlarlar öğrenirler. Genellemede, kazanılan bilgileri aktarmada,
yeni durumlara uymada zorluk çekerler. Bu nedenle de, okuldaki normal
eğitim programlarından yarar sağlayamazlar.
Zihinsel özürlülerde dil ve konuşma özrüne
bozukluklarına sıklıkla rastlanır.
§
Kaslarının gelişiminde belirli derecede
gerilik görülür. Büyük ve küçük kaslarını kullanma becerisinde
yetersizlikleri, el-göz koordinasyonu sağlamada zorlukları olabilir.
Sosyal olgunluk ve beceride geri oldukları için bu
alandaki gelişimin yavaş olduğu görülür. Genelde kendilerinden yaşça
küçük olan çocuklarla arkadaşlık etmekten ve onlarla oynamaktan
hoşlanırlar. Oyun ve toplum kurallarına uymakta zorlanırlar. Kuralları
zor ve karmaşık olan oyunlara katılmak istemezler. İçinde yaşadıkları
toplumun geleneklerine uymakta ve kendi ihtiyaçlarını bağımsız olarak
karşılamakta güçlük çekerler. Bazı duygusal sorunlar ve kişilik
bozuklukları görülür. Kendilerine güvenleri azdır. Bağımsız
davranamazlar. Geç ve güç dostluk kurarlar ve dostluk süreleri kısa
olabilir. Sorumluluk almaktan kaçınırlar. Birilerine bağımlı olmayı
tercih ederler. Genelde kendilerinden yaşça küçük olan çocuklarla
arkadaşlık etmekten ve onlarla oynamaktan hoşlanırlar. Oyun ve toplum
kurallarına uymakta zorlanabilirler . Kuralları zor ve karmaşık olan
oyunlara katılmak istemezler. Genellikle içinde yaşadıkları toplumun
geleneklerine uymakta ve kendi ihtiyaçlarını bağımsız olarak
karşılamakta güçlük çekerler. Bazı duygusal sorunlar ve kişilik
bozuklukları görülebilir.
Eş davranış ve düşüncede bulunurlar. Her çocuğun
bireysel farklılıkları olduğu gibi, zihinsel özürlü çocukların da
bireysel farklılıkları vardır.
Zihinsel özürlü birey doğum yaşının değil, zeka
yaşının ihtiyaçlarını yaşar. Temel düşünce sistemini bu çerçevede
olgunlaştırır. Ancak, en temel ihtiyaçlar onun için de her zaman
vazgeçilmezdir. Toplum içinde, katılımcı bir birey olarak yaşamlarını
sürdürmek için özel bakıma ve desteğe gereksinim duyarlar.
Zihinsel özürlüler, de, normal gelişim gösteren
çocukların geçtiği gelişim süreçlerinden aynı sırayla geçerler. Örneğin
tüm çocuklar önce oturur, son ra emekler, daha sonra yürürler. Zihnisel
özürlülerin ise bu süreçlerden geçiş hızları, yaşıtlarına göre daha
yavaştır. Bu nedenle yaşıtlarının
Zihinsel özürlüler, yaptığı her şeyi
yapamayabilirler. Ancak, zeka yaşı kendileri ile aynı olanlarla
gelişimsel olarak benzer özellikler gösterirler. Anne- baba normal
bireylerin gelişim dönemlerini ve özelliklerini bilirlerse; zihinsel
özürlü çocuğunun gelişim düzeyini belirleyebilir.
Zihinsel özürlüler, her gelişim dönemine ait
başarılması gereken gelişim görevlerini ya yerine getiremezler ya da geç
getirirler. Anne babalar normal gelişim dönemlerini ve özelliklerini
bilirlerse; zihinsel özürlülerin gelişim düzeyini belirleyebilirler.
Bu nedenle kitapçıkta, normal gelişim dönemleri
verilmiş ve gerekli yerlerde zihinsel özürlülere yönelik bilgilere
dikkat çekilmiştir.
Gelişim Dönemleri ve Özellikleri
Gelişim;
öğrenme, yaşantı ve olgunlaşma sonucunda bireyde görülen düzenli ve
sürekli değişikliklerdir.
Gelişim dönemi ise belirli yaşlarda ayırıcı özellikleri
olan aşamalardır. Gelişim dönemlerinin temel ilkeleri şunlardır:
§
Her dönem, kendine ait genel nitelikleri ve
sorunları kapsar.
§
Dönemler, değişmez bir sıra içinde birbirini
izler.
§
Dönemler, farklı özelliklerine karşın tüm
kültürler için geçerlidir.
§
Gelişim baştan ayağa, içten dışa doğru bir
sıra izler.
§
Gelişim hem biyolojik faktörlerden hem
çevreden etkilenir.
§
Gelişimde kalıtsal özellikler ve bireyin
yaşadığı çevresel özellikler farklı olduğu için bireysel farklılıklar
söz konusudur.
§
Gelişimin hızı her yaşta aynı değildir.
En yaygın gelişim dönemleri sınıflaması, yaşa göre
yapılan sınıflamadır. Gelişim üç dönem içerisinde ele alınmaktadır.
Bunlar;
1.Çocukluk
dönemi
a.Bebeklik
b.İlk
Çocukluk
c.Son
çocukluk
2.Ergenlik
dönemi
a.Ön
ergenlik
b.Erinlik
3.Yetişkinlik dönemi
a.Gençlik
b.Yetişkinlik
c.Yaşlılık
Her gelişim dönemi, kendisinden sonra gelen döneme
bir zemin hazırlar. Daha sonra gelen dönem ise de önceki dönemlerden
etkilenir. Bu dönemlerin birinden diğerine geçişte sadece fizyolojik
değil, psikolojik, sosyal ve ekonomik etkenler de rol oynar. Ergenlik ve
yetişkinlik dönemlerine geçişte temel kriterin yaş değil, davranışlar
olduğu söylenebilir.
Bireylerin,
her gelişim dönemine ait başarması gereken görevleri vardır. Bireyler,
bu görevleri başardıklarında o dönemi tamamlamış sayılırlar.
Bazı
çocuklar, kendi yaşlarının gelişimsel görevlerini yerine getiremez ve
bir ya da birkaç gelişim alanında yaşıtlarından daha geç gelişirler.
Zihinsel
özürlü çocukların en temel / belirgin özelliği, gelişim hızlarının
yaşıtlarından yavaş olmasıdır. Bu gecikme, gelişimin tüm alanları için
geçerlidir.
1. Çocukluk Dönemi Gelişim Özellikleri
a. Bebeklik
Dönemi: ( 0-2 yaş Genelde 0-24 ay olarak kabul
edilmektedir)
Bebeklik döneminde kazanılan temel beceriler;
Ø Yürümeyi öğrenme,
Ø Katı yiyecekleri yemeyi öğrenme,
Ø Tuvalet eğitimi yoluyla dışkısını kontrol edebilme,
Ø Vücudunun çeşitli organları arasında koordinasyon
sağlayabilme,
Ø Nesne devamlılığının (gözünün önünden alınan
nesnelerin yok olmadığını bilebilme) kazanılmasıdır.
b. İlk
Çocukluk Dönemi: ( Genelde 25-72 ay olarak kabul
edilmektedir 3-6 yaş)
İlk çocukluk döneminde kazanılan temel beceriler;
§
Ø Y ürüme ve konuşmayı öğrenme,
§
Ø El- göz uyumunu sağlama,
§
Ø Tuvalet eğitimini kazanma,
§
Ø Cinsiyet farklılıklarını öğrenme ve cinsel
kimliğini kazanmaya başlama,
§
Ø C insel gösterişsizliği (cinsiyetini teşhir
etmemeyi) Mahremiyet kavramını öğrenme,
§
Ø Kişisel Öz bakım ve günlük temizlik
alışkanlığı kazanma, ( yemek yeme, el- yüz yıkama, giyinme v.b),
§
Ø Sosyal ve fiziksel gerçekliği tanımlamak
için kavramlar oluşturma ve dili öğrenme,
§
Ø Başkalarıyla ilişki kurmayı öğrenme ve
onlara yönelik duygularının farkında olmaya başlama,
§
Ø Okumaya hazır hale gelme,
§
Ø Doğru ile yanlışı ayırma ve vicdan
gelişiminin başlaması,
§
Ø Toplumsal kuralları ve rolleri öğrenmeye
başlamadır.
c. Son
Çocukluk Dönemi: ( Genelde 7 6-12 yaş olarak kabul
edilmektedir)
Bu dönem ergenliğe geçişte “kapalı-örtülü dönem”
olarak bilinir. Ergenlik dönemi öncesinde “fırtına öncesi sessizlik”
olarak nitelendirilir.
Son çocukluk döneminde kazanılan temel beceriler;
§
Ø Gündelik oyunlar için gerekli fiziksel
becerileri öğrenme,
§
Ø Kendine karşı tutumlar oluşturma (k Kendini
tanıma ) ve benlik yapısını geliştirme,
§
Ø Yaşıtlarıyla işbirliği sağlamayı ve
paylaşmayı geçinmeyi öğrenme,
§
Ø Uygun erkeksi veya kadınsı sosyal rolleri
öğrenme,
§
Ø Okuma, yazma ve aritme etikle ilgili temel
becerileri geliştirme,
§
Ø Günd elik yaşam için gerekli kavramları
geliştirme,
§
Ø Vicdan, ahlak ve değerler sistemi
geliştirme,
§
Ø Kişisel bağımsızlığını kazanmaya başlama,
§
Ø Sosyal grup ve kurumlara karşı tutum
geliştirmedir.
2.Ergenlik Dönemi Gelişim Özellikleri
Ergenlik Nedir ?
En önemli gelişim aşamalarından birini oluşturan
ergenlik dönemi, çocuklukla yetişkinlik arasında yer alır. Kendine özgü
özellikleri ve sorunları olan bu dönemde ergen, yetişkinin yönetiminden
kurtulmak ister. Kendini yönetme ve kararlarını verme yeteneği kazanır.
Halk arasında “delikanlılık” diye bilinen, yaşamın zor ve karmaşık bir
dönemidir.
Bu dönemde
oluşan, olumsuz nitelikteki ruhsal ya da bedensel deneyimlerin
etkilerinin yaşam boyu süreceği unutulmamalıdır.
Bu dönemde ergende;
§
Ø Cinsel rolünü kabullenme ve bu role uygun
davranışlar ortaya koyma,
§
Ø Duygusal bağımsızlık kazanma ve kendisiyle
ilgili önemli kararlar verme,
§
Ø Akranları arasında kabul görme ve
arkadaşlık, işbirliği ve liderlik gibi yetenekler geliştirme,
§
Ø Kendi yaşına özgü bir yaşam felsefesi
oluşturma,
§
Ø Bir meslek için hazırlanma,
§
Ø Özkimliğine ulaşma ve kabullenme,
§
Ø Evlilik ve aile hayatına hazırlanma önem
kazanır.
Ergenlik
Çağı Ne Zaman Başlar?
Ergenlik belirtileri kızlarda 8-13 yaş (ortalama
11-11,5 yaş), erkeklerde 9-14 yaş (ortalama 11,5-12 yaş) arasında
başlar. Kızlar ergenlik dönemine erkeklerden daha erken girer ve cinsel
olgunluğa da daha önce ulaşır. Ülkemizde ergenlik dönemi kızlarda 10-12,
erkeklerde 12-14 yaşlar arasında başlayıp, 20 yaşlarına kadar devam
eder. Bu yaşlar kızlar için
ortalama 11-13, erkekler için ise 13-15 ‘tir.
Ergenlik
Döneminin Özellikleri Nelerdir?
Ergenin düşüncelerini, tutum, duygu ve davranışlarını
3 temel faktör etkiler.
Bunlar;
(1) T emel kişilik yapısı,
§
Ergenlik çağına özgü psiko-sosyal özellikler ,
§
Ergenin yaşadığı çevrenin sosyal, kültürel,
ekonomik özellikleridir.
Bu üç faktörün etkisiyle oluşan kişilik yapısı
içinde, yerini arama çabasında olan ergen; özdeşleşme, sorumluluk,
özerklik sorunları ile karşılaşır ve bunları çözm eye çalışı r.
Ergenlik
döneminin en önemli sorunu,
kimlik
arayışıdır. E rgenliğe, “benlik kimliğinin” kesin olarak şekil aldığı
dönem olarak bakılır. Kimlik gelişimi ömür boyu sürer, ancak en önemli
dönüm noktası, ergenliktir.
Ergenlikten önceki dönemlere ait gelişmeler, ergenin
kimliğini şekillendirir.
Ergenlerde ortaya çıkan bedensel, zihinsel, duygusal
ve sosyal özellikler şunlardır:
1. Bedensel
Özellikler:
a.
Erkeklerde;
§
Ø Büyüme hormonları salgılanı r,
§
Ø Boy uzar, ağırlık artar,
§
Ø Kemikler ve kaslar gelişir,
§
Ø Cinsiyet hormonları salgılanır,
§
Ø Sperm üretimi başlar,
§
Ø Seste kalınlaşma olur,
§
Ø Kıllanma oluşur,
§
Ø Cinsel organda büyüme olur,
§
Ø Göğüs düğümcükleri görülür,
§
Ø Yağlanmaya bağlı kilo alma ve sivilceler
olur.
b.
Kızlarda;
§
Ø Büyüme hormonları salgılanır,
§
Ø Boy uzar, ağırlık artar,
§
Ø Kemikler ve kaslar gelişir,
§
Ø Cinsiyet hormonları salgılanır,
§
Ø Yumurtalıklar üretime başla r,
§
Ø Ses değişikliği olur,
§
Ø Kıllanma oluşur,
§
Ø Göğüslerde büyüme olur,
§
Ø Kalçalarda büyüme ve yağlanma başlar,
§
Ø Yağlanmaya bağlı kilo artışı ve sivilceler
görülür,
§
Ø Adet kanaması başlar.
2. Zihinsel
Özellikler:
§
Ø K ararlarında atak davranır,
§
Ø Elindekiyle yetinemez, mutlu olmaz,
§
Ø Eleştirmeye başlar,
§
Ø Hayatta farklı seçeneklerin olduğunun
farkına varır,
§
Ø Düşünme yeteneği artar,
§
Ø Sosyal düşünce biçimi gelişir, düşünceyi
sorgulamasında, yönlendirmesinde artış görülür.
§
3.
Duygusal Özellikler:
§
Ø Duyguları değişiklik gösterir,
§
Ø Kendi öz kimliğini arayış içindedir , “ Ben
kimim?” sorusuna cevap arar,
§
Ø Bocalama, çelişki ve bunalımlar içindedir ;
tepkilerinde iniş-çıkışlar vardır,
§
Ø Bağımsızlık isteği vardır , anne - babasını
eleştirmeye başlar,
§
Ø Çevre sine başkaldırır, başına buyruk olmak
ister,
§
Ø Kaygı hali oldukça fazladır , ve
§
Ø İçe kapanabilir.
§
4.
Sosyal Özellikler:
§
Ø Aileden kopar, dış çevreye yönelir,
§
Ø Arkadaş çevresi oldukça önemlidir,
§
Ø Toplumsal olaylara ve politikaya ilgi artar,
§
Ø Aileye ve kurallara karşı baş kaldıran
davranışlarda bulunur,
§
Ø Argo konuşmalar başlayabilir,
§
Ø İlgilerde çeşitlenme görülür.
Bu gelişim özellikleri, her ergende tümüyle aynı
zamanda görülmemekle birlikte, aşağıdaki davranışların her ergende
görülme olasılığı yüksektir:
Ø Aşırı hassasiyet ve alınganlık,
Ø Asabi davranışlar, çabuk sinirlenme,
Ø Topluma , özellikle yetişkinlere baş kaldırma
isteği,
Ø Aldırmazlık, boş vermişlik, dağınıklık, unutkanlık,
Ø Çabuk değişen kritik tutumlar,
Ø Uç noktalarda gidip gelen duygusal dalgalanmalar,
Ø Güvensizlik ve yetersizlik duyguları,
Ø Kararsızlık, huzursuzluk,
Ø İnatçılık,
Ø Sabırsızlık,
Ø Sık sık yalnız kalma isteği, amaçsız ve başıboş
zaman geçirme,
Ø Hayal kurma, gündüz rüyaları,
Ø Cinsel yönden uyanma, karşı cinse yönelme,
Ø Derslere ilgi azlığı, ç alışma düzeninde bozulma,
Ø Bencilleşme.
Birey, ergenlik döneminin sonlarına doğru,
anne-babasından ve diğer yetişkinlerden duygusal anlamda bağımsızlaşır.
Her iki cinsten yaşıtlarıyla yeni ve daha olgun ilişkiler kurmaya
hazırdır. Cinselliğe daha ciddiyetle yaklaşır, gizlilik arar.
Anne-babalar, normal gelişim basamaklarını bilirlerse, zihinsel özürlü
çocuklarının da düzeyini saptayabilirler. Tabii ki anne babalardan,
profesyonel düzeyde saptamalar yapmaları beklenmez. Ama, gelişim
dönemlerini bilmek, çocuklarına daha bilinçli yaklaşmalarında önemli bir
rol oynayacaktır.
Zihinsel
özürlü bireyin gelişimini değerlendirirken, onun takvim yaşını değil
gelişim düzeyini göz önünde bulundurmak gerekir. Örneğin “A” 17 yaşında,
ancak zihinsel gelişim düzeyi 6 yaşında bir bireydir. O halde; “A”ya
bazı şeyler öğretirken, onunla konuşurken, anlatır ve ona açıklama
yaparken onun anlayabileceği bir düzeyin esas alınması gerekir. Bu da
“A” için 6 yaş düzeyidir.
Bunun için
anne babaların yapması gereken şey, öncelikle çocuklarının gelişim
düzeyini doğru bilmek ve buna göre davranmaktır. Bu, cinsel eğitimle
ilgili konularda da böyle olmalıdır. Örneğin “A” 17 yaşında olduğuna
göre vücudu gelişmiştir ve hormonları yaşına uygun faaliyet
göstermektedir. Bu durumda “A”ya cinsellikle ilgili bilgileri
anlayabileceği 6 yaş düzeyinde vermek gerekir.
3.Yetişkinlik Dönemi Gelişim Özellikleri
Yetişkinlik; insan yaşamının en uzun süren aşamasıdır.
Kişinin tam olgun ve gelişmiş olduğu durumdur. Kendini gerçekleştirme
potansiyelinin en yüksek olduğu dönemdir.
Her insanda farklı olmakla birlikte yetişkinlik,
genellikle kabul gören üç d öneme ayrılır;
§
Gençlik Dönemi ya da erken erişkinlik ( 20-40
yaş arası),
§
Yetişkinlik Dönemi
§
Yaşlılık Dönemi
Özellikle gençlik ve orta erişkinlik yetişkinlik
dönemlerinde evlilik, çocuk sahibi olma, çalışılacak mesleği belirleme
gibi önemli ve belirleyici değişiklikler yaşanır.
a.Gençlik
Yetişkinlik Dönemi:
Aileden
ayrılma: Bu dönem, aile odaklı ergen yaşamı ile yetişkin
dünyasına girme arasındaki geçiş dönemidir. Yani, aileden ayrılma
dönemidir. Bu dönem yeni roller edinmeyi, yaşam düzenlemeleri yapmayı,
daha özerk ve sorumlu olmayı gerektirir ve yaklaşık olarak 3-5 yıl
sürer.
Bu dönemde gerçekleşmesi gerekenler şunlardır:
Ø Eş seçme,
Ø Aile kurma, eşiyle yaşamayı öğrenme,
Ø E v idaresi,
Ø Çocuk yetiştirme,
Ø Bir işe başlama,
Ø Vatandaşlık sorumluluklarını öğrenme,
Ø Topluma uyumlu bir sosyal grup bulma.
b.Yetişkinlik Dönemi:
Yetişkinlik
dünyasına katılma: Aile, bireyin yaşamında odak noktası
olmaktan çıkmaya başlar. Bu dönemde birey, yetişkin arkadaşlar, cinsel
ilişkiler ve çalışma yaşamıyla kendini bir yetişkin olarak tanımlar.
Yetişkin rollerini, sorumluluklarını keşfeder ve üstlenir.
Yetişkin bu dönemde;
Ø Ekonomik bir yaşam standardı
kurma ve sürdürme,
Ø Boş zaman etkinlikleri geliştirme,
Ø Orta yaşın fizyolojik değişikliklerini kabul etme,
Ø Çocuklarının sorumlu yetişkin olmasına yardım etme
süreçlerini yaşar.
c.Yaşlılık Dönemi:
Durulma:
Kişi, toplum içindeki yerini almıştır. Bir yuva
kurmuştur. Uzun süreli planlar yapmış ve bunların peşine düşmüştür.
Geleceğine ilişkin bir görüş geliştirmiştir.
Bu dönemde;
Ø Azalan fiziksel güç ve sağlığına uyum sağlama,
Ø Emeklilik ve azalan gelire uyum sağlama,
Ø Yaş grubu ile yakınlık kurma,
Ø Yaşamı kolaylaştıracak şekilde ortamı düzenleme
önem kazanır.
Cinsel Gelişim ve
Özellikleri
Büyüme ve gelişme genellikle bir bütün olarak
değerlendirilse de, aslında organ sistemlerinin bu süreçteki ritim ve
işlevleri değişkendir. Hem de birbirinden farklıdır. Pek çok kişi,
cinsel gelişimin sadece cinsel organların gelişimi ve üreme yeteneğinin
kazanılması anlamına geldiğini düşünür. Bu nedenle de, cinsel gelişimin
ergenlik çağında başladığına ve yetişkinlikten yaşlılığa geçiş t le
birlikte, yani üreme yeteneğinin yitirilmesiyle sona erdiğine inanır.
Ancak, daha ilk oluşum anında biyolojik cinsiyetimizin belirlenmesiyle
başlayan bu süreç yaşamımızın sonuna kadar devam eder.
Cinsel gelişmenin bedensel, toplumsal, duygusal ve
zihinsel boyutları vardır. Bu boyutlardaki özellikler, ergenlik
döneminde çarpıcı biçimde gözlenir.
Bedensel
boyut;
§
Üreme organlarının büyüme ve gelişmesi,
§
Koltuk altı ve cinsel bölge kıllanması,
§
Erkeklerde ses kalınlaşması,
§
Kızlarda göğüslerin, erkeklerde cinsel
organların büyümesi ve diğer bedensel değişikliklerle belirginleşir.
Toplumsal
boyut;
§
Kız ve erkek çocukların, kadın ve erkek olarak
nasıl davranacaklarına ve rollerini nasıl belirleyeceklerine ilişkin
deneyimleri kapsar. Bu rolleri, toplumun kültürel beklentileri belirler.
Duygusal
boyut;
§
Kişinin kendi bedenini nasıl hissettiğini,
cinsel kişiliğine ilişkin duygularını, kadın-erkek arasında çekicilik ve
bağlılığı içerir.
Zihinsel
boyut ;
§
Bu sürece ilişkin bilgilerin kazanılmasıyla
tamamlanır. Beden yapısı, cinsiyet farkları, kültürel çerçeve içinde
cinsel rollerin öğrenilmesidir.
Anne ve
babalar, çocuklarının cinsel gelişim dönemlerini ve dönemsel
ihtiyaçlarını bilir ve buna göre davranırlarsa, çocuklarının sağlıklı
birer yetişkin olarak topluma kazandırılmasını sağlayabilirler.
Çocukların gelişimi bir sırayı takip eder, ama takip süresi aynı
değildir. Her çocuğun bireysel farklılıkları vardır. Zihinsel
özürlülerin cinsel gelişimi de, normal gelişim gösteren çocuklarla aynı
sırayı izler. Her zihinsel özürlünün de kendine özgü farklılıkları
vardır.
Zihinsel
özürlü çocuk ve gençlerde cinsel gelişim incelenirken, takvim yaşları
değil gelişim düzeyleri dikkate alınmalıdır. Bu şekilde
değerlendirildiğinde, anne-babaya sorun gibi görünen pek çok durumun,
gerçekte sorun olmadığı görülecektir.
Örneğin;
takvim yaşı 15, ancak zihinsel düzeyi 6 yaş olan bir genç; cinsel
organlar, göğüsler, bebeklerin nasıl doğduğu ile ilgili sorular
sorabilir. Bu sorular, 6 yaş zihinsel düzeyi için beklenen normal
sorulardandır. Bu durumda bireyin gelişimsel düzeyine uygun eğitim ve
tepkiler verilmelidir.
1.Çocukluk Dönemi Cinsel Gelişim
a.Bebeklik Dönemi: (Genelde 0-24 ay olara k kabul
edilmektedir)
Daha anne karnındayken parmak emme ile zevk duygusunu
keşfeden bebekler in için yiyecek ve ağızla ilgili hazlarının
karşılanması çok önemlidir. Beslenme çok büyük bir haz kaynağıdır ve
aynı zamanda anneyle bebek arasında ilişkinin kurulmasını sağlar.
İstemli hareketlerin başladığı üç aydan sonra ise ağız bölgesi dünyayı
tanıma aracı dır. Önceleri emer ve yutarken, dişlerinin çıkmasıyla
beraber ısırma, çiğneme de önem kazanır. Bebekler, ilk karşılaştıkları
haz ortamı anne memesidir. Üç aydan sonra ise başparmağı emmektir.
Ardından dokunulmaktan ve kucaklanmaktan hoşlanırlar. dönemi başlar.
Daha yaşamlarının ilk yılında, yıkanma veya alt değiştirme sırasında
tesadüfen keşfettikleri zevk duygusunu tekrarlayabilmek için cinsel
organlarıyla oynayabilirler.
Bu dönemde henüz kız erkek farklılığının tam
anlamıyla bilincinde olunmaz. Cinsel organlarıyla oynama, gösterme gibi
davranışlar henüz ayıp değildir. Dil gelişimindeki ilerlemelerle cinsel
organların ve diğer vücut kısımlarının adları öğrenilir. Çocuk, bedenini
tanımasıyla mastürbasyona başlayabilir. Ancak, mastürbasyon için bilinen
yaşlar genellikle üç yaş civarıdır.
b.İlk
Çocukluk Dönemi: (Genelde 25-72 ay olarak kabul
edilmektedir )
Çocuklar, genellikle iki yaşlarından itibaren
cinsiyet farklarıyla ilgili sorular sormaya başlarlar. Bunları doğumla
ilgili olanlar izler. Çocuklar, aynı soruları tekrar tekrar
sorabilirler. Çocuğun, aynı yanıtı üç yaşında algılayışı ile beş
yaşındaki algılayışı farklıdır.
İki yaşından sonra çocuklar, kız-erkek ayrılığını
sezmeye başlarlar. Bu, onların hem kendi hem de çevresindekilerin
vücutlarını incelemek istemelerine yol açar. Bu, son derece doğal ve
sağlıklı bir meraktır.
Bazen çocuklar meraklarını gidermek için daha
doğrudan yollara başvururlar. Bir kızın eteklerini kaldırıp bakmak ya da
bir oğlanın pantolonunu indirmek gibi.
Bu çağlarda doktorculuk ve evcilik gibi oyunları çok
sık oynarlar. Oyunlarda defalarca soyunup giyinmekten veya bebeklerinin
giysilerini giydirip çıkarmaktan bıkmazlar.
b.İlk
Çocukluk Dönemi
Yaklaşık üç, dört yaşlarında; “Bazı kadınların karnı
neden büyük olur?”, “Bebekler nereden gelir ?” veya “Bebekler nasıl
doğar ?” gibi doğumla ilgili sorular başlar.
Oyunlarda eşleşmeye, yemeklerde yan yana oturmaya
özen gösterirler. El ele tutuşup gezinmek, hatta yetişkinlere özenerek
aşk ya da evlilik hayalleri kurmak gibi davranışlar görülebilir.
Bu yaş çocuklarının bir başka kişiye cinsel
yaklaşımları olabilir. Cinsel duygu ve zevkleri, hem kendilerine hem de
karşı cinse yönelebilir. Ancak, bu durum yetişkin cinselliği ile bir
tutulmamalıdır.
§
Ayrıca bu dönemde, kız çocuğun annesine ya da
bir başka kadın yetişkine, erkek çocuğun babasına ya da bir başka erkek
yetişkine benzemeyi istemesi de önem kazanır. Ancak, bu süreç tam
anlamıyla işlemeyebilir. Yani, kız çocuk anneyi, erkek çocuk babayı
kıskanmayabilir. Ya da kız çocuk babayı, erkek çocuk anneyi çekici
bulmayabilir.
Okul öncesi dönemdeki çocuklar ın cinselliğe ilişkin
en sık karşılaşılan davranışlarını üç grupta ele alabiliriz:
Doğal ve beklendik davranışlar, İlgi gerektiren
davranışlar, Profesyonel yardım alınması gerekli davranışlardır .
Doğal ve Beklendik Davranışlar
§
Ø Erkekler ve kadınlar, kızlar ve oğlanlar
arasındaki farkları araştırmak ,
§
Ø Yakın yetişkinlerin ve çocukların cinsel
organların a ı ve göğüslerin e i ellemek mera k duymak,
§
Ø Çıplak insanlara bakma fırsatını
değerlendirmek,
§
Ø Cinsel organlar, göğüsler, cinsel ilişki ve
bebekler konusunda soru sormak,
§
Ø Çıplak olmaktan hoşlanmak. Başkalarına kendi
organlarını göstermek,
§ |